Öte yandan, istikameti koruyamama, çeşitli falso ve fiyaskoların yaşanmasına sebebiyet vermekte. Böyle bir şeyin hesabını ise Allah mutlaka ahirette soracaktır. Çünkü çok geniş bir kitleyi alâkadar eden, hatta bu milletin kaderini ilgilendiren ve bu yönüyle de âmme hakkı içinde mütalâa edilebilecek olan bir kısım hakların çiğnenmesi kaçınılmaz olacaktır. Onun için A’dan Z’ye insanlığa hizmet davasına gönül verenler, bu hususa mutlaka çok dikkat etmek zorundadır. Ve bu mefkûreye zarar verebilecek en küçük şeylerden bile yılandan, çıyandan kaçar gibi kaçınmalıdırlar.
Genç Nesil
Büyük dava insanlarının, pek çok nesir ve şiirlerini “Genç Nesil” ve “Genç Adam” üzerine örgülediklerini görürüz. Bunun değişik sebepleri vardır. “Genç insanı olmayan bir davanın ayakta durması mümkün değildir.” Hazreti Ömer’e isnat edilen bir sözdür ve bu bence çok önemlidir. Bundan dolayıdır ki, pek çok büyük, rüyalarını görüp hayallerinde tüllendirdikleri geleceği, hep gençlik malzemesi ile örgülemeyi düşlemişlerdir.
Evet, İslâm davasını temsil eden insanların yanında, daima gençlik adına birileri bulunmuştur, Meselâ, Hazreti Musa yanında Yuşa, Ashab-ı Kehf yanında Yemliha, Hazreti Mesih’in yanında ismini bilemediğimiz biri.. ve tabiî Efendimiz’in yanında da Hazreti Ali (radıyallâhu anh). İşte bütün bunlar fütüvvetin temsilcileridirler. Peygamberlerde böyle olduğu gibi, Yakın Çağ tarihi itibarıyla da böyledir. Meselâ, ilk dönem itibarıyla Sokrates’in etrafında gençler vardır. Asrımızda Bediüzzaman’ın etrafında hâlelenen insanlar da gençlerdendir. Hulusi Efendi, Hüsrev Efendi, Hafız Tevfik Efendi… ve daha niceleri onunla tanıştıklarında 25-30 yaşlarında birer gençtirler. Bir ikinci dönem itibarıyla, Bayram Abi, Sungur Abi, Abdullah Yeğinler de kendi dönemlerinin gençleridirler. Ve bu dava, onların omuzlarında temsil edilip bugünlere gelip ulaşmıştır.