Bu tâli’siz dönemde işin serkârı olanlar, hiç mi hiç müteşebbis olamamış, medenî cesaret gösterememiş, üç adım ötesini görememiş, dünya gündemine katkıda bulanamamış; hemen her zaman başkalarının ruznamesine mevzu, başkalarının oyunlarına piyon olmuş, doğrudan doğruya milletimizi alâkadar eden meselelerde bile başkalarının kararlarını esas almıştır. Bugünün işini, yüzlerine-gözlerine bulaştırarak eda ettiklerine ve birkaç günlük ihtiyaçlarını yerine getirdiklerine inanınca da, daha doğrusu sorumluluklarını yerine getirdikleri vehmine kapılınca hemen yan gelip yatmadan başka hiçbir dertleri olmamıştır. Bunların çoğuna göre oturmak ayakta durmaktan, yatmak oturmaktan, uyumak da yatmaktan, kim bilir belki de ölmek yaşamaktan daha dinlendirici, daha akıllıcaydı..!
Biri diğerini yiyip bitirmeden başka bir emel taşımayan bu ufuksuz insanların teşkil ettiği heyet, kaynağı kendi ruhunda bunca entropiyi aşarak gelip bugünlere nasıl ulaştı? Bence, asıl hayret edilecek husus da işte budur..!
Zerreleri arasında cazibe bulunmayan bir bütünün dağılıp gitmesi mukadderdir. Hususiyle bu bütün cüz-i fertleri itibarıyla bozulup çözülmeye açıksa.. evet bu dönemde, milletin önünde bulunanlar milleti, millet de onları sevememiş; hemen herkes birbirini koltuk değneği gibi kullanmak istemiş, vâkıa zaman zaman bir kısım çıkarlar etrafında ve dar bir dairede bir araya gelmeler olmuş ise de, beklenen şeyler elde edilemeyince eskisinden daha beter çözülmelere, dağılmalara gidilmiştir.