Batı, medeniyet ve insanlık adına ne kadar iddialı olursa olsun, biz onu, güçlü olduğu hemen her devirde gayet zalim ve hunhar, zayıf düştüğü zamanlarda da başkalarının ayağını öpecek kadar zelîl ve sefîl olarak tanıdık. Evet, onun dış görünüşüyle iç yapısı, gürültülü iddialarıyla insanlığa vaad ettiği şeyler arasında hemen her zaman bir zıtlık olmuştur. O, yüksek teknoloji, sanat, ticaret ve maddî refahta ileri olduğu ölçüde, insanî değerler, ahlâk ve fazilette hep gerilerin gerisinde kalmıştır. Onun, medeniyet ve demokrasi havariliği sırf bir aldatmaca, dünya muvazenesi adına gösterdiği gayretler ise göz boyamadan başka bir şey değildir. O, asırlar ve asırlar boyu menfaat düşüncesiyle oturmuş kalkmış, hemen her zaman çıkarları uğrunda kan dökmüş-kan içmiş.. ve yine bu uğurda gelip-gelip bize toslamış.. girdiği her yerde kırk haramiler gibi davranmış; çalmış çırpmış, yağmada bulunmuş.. çalıp çırptığı şeyleri paylaşmada diğer gasıplarla uzlaşamamışsa, kendi içinde boğuşmaya girmiş.. ve cihan harplerinde olduğu gibi yeryüzünü kan gölü hâline getirmiş.. ve kan seylaplarıyla akla hayale gelmedik kan değirmenleri çevirmiştir.