İçeriğe geç
3. Bölüm

Zirvedeki Ruhlar

Düşünceleri duru, seciyeleri temiz, vücutları dinç, gözleri keskin, bakışları berrak; yürekleri topyekün insanlığa karşı insanî hislerle dolup boşalan, kendi millet ve çevrelerine karşı da sevgi, merhamet ve hoşgörüyle çarpan zirvedeki ruhlar, dünden bugüne tarihi hâdiselere yön vermiş, tarihin yükünü ense kökünde taşımış bir düzine kudsîlerdir ki; zaman, onlar ve onların sundukları mesajlarla itibarîlikten çıkarak değer kazanır, mekân ve mekânın bağrındaki karadelikler onların aydınlık düşünceleri sayesinde Cennet koridorları hâline gelir.

Tek bir düşünce, tek bir anlayış, tek bir mâbuda inanç etrafında kenetlenerek, varlık ve birliklerinin şuurunda olmaları onların en önde gelen vasıflarındandır ve bu vasıfla hep zirvelerde dolaşır; şereften şerefe, zaferden zafere koşarlar.

Heyecanlanıp harekete geçmelerini gerektiren herhangi bir sebep olmadığı veya kendi iç dünyaları ile meşgul bulundukları dakikalarda, yüzleri yerde, fevkalâde sakin, uyumlu ve melek oldukları hissini uyandıracak kadar yumuşaktırlar. Vazife başında ve düşünceleri hesabına harekete geçtikleri zamanlarda ise, birdenbire çelikleşir, sertlerden daha sert hale gelirler.

Normal ve tabiî halleri içinde, ruhlarındaki şecaat ve yiğitliği sezmek oldukça zordur; yumuşaklardan daha yumuşak, incelerden daha ince ve nazik davranırlar; iş başa düşüp de hizmete çağırıldıklarında ise, birdenbire değişir, bambaşka bir hâl alırlar. Ve hele rehberlerini bulup yollarının da doğruluğuna inanıyorlarsa; işte o zaman, her biri birer ateşpâre kesilerek cihanın dört bir yanını velveleye verirler. Rehber “Dur!” diyeceği âna kadar da durup dinlenme bilmez; stepler aşar, kandan irinden deryalara dalar ve süvarisini bulmuş bir küheylan gibi çatlayıncaya kadar koşarlar.

13