İçeriğe geç
13. Bölüm

Mutlu Yarınlar

“Yaşayanlar hep ümitle yaşarMe’yus olan ruhunu vicdanını bağlar.”(Mehmet Âkif)

Gözlerimizi yummuş, ümit meşcereliğimde çimlenen yarınlarda geziyoruz. Varlığın dört bir yanında duyulup görülen güzelliklerin, evlerimizden çarşı-pazara, mektep ve mâbede, kışla ve meclise; oradan da yeniden evlerimize, hatta yatak odalarımıza, salon ve mutfaklarımıza gelip aktığını, bir buğu, bir ışık hâlinde her yanımızı sardığını, ışığın renklerle omuz omuza verip bir gökkuşağı teşkil ettiğini görüyor; bu semavî tâkın altından geçmek için durmadan koşuyor ve onu bütün bir ömür boyu gönlümüzde, gözlerimizde yaşatıyoruz.

Ufkumuzda durup bize hep göz kırpan, bizi hep arkasından koşturan ve dünya büyükleri için kurulan tâkların bir solukta geçilip gidilmesine bedel, kanat gerip hep başımızın üstünde duran bu semavî gökkuşağına doğru koşarken, ömürlerimizin varlıkla kaynaşıp bütünleştiğini duyuyor; yarıp içinden geçtiğimiz eşyanın, sağ ve solumuzda bize selâm durup, sonra da akıp geriye doğru gittiğini ve onların yerlerini yenilerinin aldığını hayret ve hayranlıkla seyrediyor; bütün bir güzergâh boyu, bu temenna, bu saygı ve bu el sallamalar karşısında zevke uyanan bahtımızın tebessümleriyle kendimizden geçiyoruz.

Her tarafta öbek öbek ağaçların nazlı salınmaları; pırıl pırıl ve yemyeşil tepelerin vakur duruşları; koyun, kuzu, keçi ve sığır gibi canlıların masum bakış ve meleyişleri; bir yamaç ve bir vadideki köy ve köycüklerin gelin endamıyla bizleri karşılamaları bu armoniye öyle ayrı ayrı renkler katıyor ki, biz bunları zevkle müşâhede ediyor ve “Bir bu kadar zevke bir ömür kâfi değil…” diye mırıldanıyoruz…

49