Öyle bir ülkede halk tali’siz, vatan da metruk sayılır. Öyle bir ülkenin bütün müesseselerini tahlile tâbi tutsanız, onda size ait ruhu kat’iyen bulamazsınız. Orada ne ilim aşkı, ne hakikat sevgisi, ne samimiyet ve safvet, ne de ahlâkîlik göremezsiniz. Aksine orada, millî bünye delik deşiktir; ilmin bir hokkabazlıktan ve ilim yuvalarının da bir sirkten farkı yoktur. Hakikati arama metoduyla, orada, nesillere inançsızlık ve lâ-ahlâkîlik2 telkin edilir. “Yürekler merhametsiz, duygular süflî”, bakışlar hakikatsiz ve yalancıdır o diyarda; hele yığınlar, böyle bin buhran içinde kıvranırken, onu ayakta tutacak ruh ve mânâyı, sarıp sarmalayıp bir kenara atarak, sadece göze-kulağa, dile-dudağa hitap eden şeylerle meseleler ele alınıyorsa… Hâlbuki biz, ruhumuzu esaretten kurtarmak için yedi cephede sapır sapır dökülmüştük. Yoksa, bütün bu cansiperâne kavgalar, eşyaya bağlanıp yeni bir esarete girmek için miydi..?
Bugün, hemen her köşe başında, nesillerin yolunu kesen ve zaman zaman onların duygu ve düşünceleri üzerinden silindir gibi geçen “eşya putu”, artık kitlelere mihrap olma iddiasındadır. Uslulaştırılıp millî ruh çizgisine getirilemeyen teknik ise bütün bütün bir vebâ… Onun hayatımızı istilâsının, bizdeki fertlerin içtimaîleşip kendini millete adama gibi yüksek mefkûrelerin henüz gelişmediği bir dönemde başlaması, toplumu uyuz ve fertleri, birbirinden kaçan huysuzlar hâline getirdi; insan, insanın düşmanı oldu. Ağa-köylü, işçi-patron, memur-halk, muallim-talebe, peder-evlâd birbirinin kurdu kesildi ve cemiyet her kesimiyle ölüme itildi. Eğer ara sıra o, kendine uzanan bir inayet eliyle belini doğrultma fırsatını bulamasaydı, bugün bütün bütün tarihten silinip gitmişti.
Bundan ötürüdür ki onun, dış cidarları restoreye tâbi tutulurken, kemikleşen ruhu ve karıncalanan kalbi itibarıyla da ele alınıp gözden geçirilmesinde zaruret vardır.
Dipnotlar
- 2 Lâ-ahlâkîlik: Ahlâk dışı, terbiye harici bir anlayış.