İçeriğe geç
13. Bölüm

Kendini Yenileme

Kendini yenileme, devamlı var olabilmenin ilk şartı ve en mühim esasıdır. Sırası geldikçe kendini yenileyemeyenler, güçlü de olsalar, er geç tükenip gitmeye mahkûmdurlar. Her şey, kendini yenileyerek canlı kalır ve varlığını sürdürür; yenileme durunca da canı çekilmiş ceset gibi, çürümeye, hebâ olup dağılmaya terk edilmiş olur.

Bahar mevsiminde yeryüzü, her şeyin kendini yenilediği ne muhteşem meşherdir!1 Otlar, ağaçlar ve tırnak kadar bir parçasında milyonlarca canlıya dâyelik yapan toprak… Çık da bir kere gez; baharın, o formalarını takıp bin çığlık yenilenen ve gelişen canlıları arasında! Bak, nasıl ölü gibi camid şeyler, resmîgeçide hazırlanan ordular misillü, rengârenk nişanları ve değişik değişik silahlarıyla, bir baştan bir başa yeryüzünü şenlendirip Cennet’lere çeviriyorlar. Ve dünya çapında, umumî yenilenmenin bir değil, binlerce, milyonlarca misalini birden veriyorlar.

Şu kıpırdanan canlıya bak; nasıl soluk soluğa ve diriliş yolunda!.. Yerini sümbüle terk eden şu çürümüş tohuma bak; nasıl bir yenilenme sancısı içinde… Ya şu, tüy tüy etrafa saçılan tohumcuklar.. ve böceklerin ayaklarına tutunarak, kendilerine göre döl yataklarına taşınan tozcuklar… Evet, her şey yenileniyor; yenilenmeyenler de, bir daha dirilmemek üzere “harap olup türâb olup” gidiyorlar.

Her şey gibi insanoğlu da kendini yenileme mecburiyetindedir. Devletler, milletler duygu ve düşüncede, kalbî ve ruhî hayatta kendilerini yenileyip gençleştikleri nisbette, dünya çapında mesuliyetler altına girip, cihanı fethetmeye hazırlanabilirler; ilme aydınlık, tekniğe iman kazandırmak ve insanoğluna diriliş adına mesajlar sunmak suretiyle bir fethe… Aksine, kendini yenileyemeyen kavim ve topluluklar ise, esaret içinde ezilip gitmekten kendilerini kurtaramazlar.

47