Ölümsüz Ruhlar
Ölümsüz ruhlar, her mevsimde canlılığını korur ve ayrı bir hayat cilvesi gösterirler. Onlar için sararıp-solma, pörsüyüp zebil olma asla söz konusu değildir. Ne ayların, güneşlerin batması, ne de gece ve gündüzün değişip durması onları kat’iyen eskitemez. Nasıl eskitir ki; bir buhurdanlık gibi devamlı tütüp duran onların hayat kâseleri, Hızır’ın âb-ı hayat içtiği aynı kâsedir. Bu iklimde benliğine doğru yelken açanlar için, her bahar canlı ve muhteşem; her yaz şâhikalarla omuz omuza, her sonbahar ve kış, yeni gerilimlere hazırlayan diriltici bir tazyik mevsimidir. Yeryüzünde, bin çeşit ölüm kol gezse, onlar yine canlı ve tetiktedir. Çevreleri de onların diriltici soluklarıyla Cennet cilveleri gösterecektir.
Meleklerle gönüldaş bu yüce kametler için, hiçbir zaman inhidam1, inhilâl2 ve inkisar3 bahis mevzuu değildir. Onlar emrolundukları için iş yaparlar. İçinde yaşadıkları topluma karşı kendilerini vazifeli bilirler. Bu itibarla da ne iş ve düzenlerinin bozulmasından müteessir olurlar, ne de toplumu saran tehlikeler karşısında paniğe kapılırlar. Hele hayal kırıklığına asla düşmezler.
Gönüllere girme konusunda örümcek gibi sabırlı ve maharetli, aslan gibi metin ve kararlıdırlar. Her yere ibrişimden tahtlar kurarak, sessiz, fakat uyanık olarak semtlerine uğrayacak misafirleri beklemeye koyulurlar. Onların atmosferine giren Hızır’la buluşur, onlarla hemhâl olan mutluluğa erer. Onların bakışlarında aydınlık, düşüncelerinde hikmet, beyanlarında hakikat nümâyandır4. Halvethânelerine bedbin ve nevmid olarak girenler, orada imana ve ümide kavuşarak ebedî var olmanın sırrını elde ederler.
Dipnotlar
- 1 İnhidam: Yıkılmak.
- 2 İnhilâl: Çözülmek.
- 3 İnkisar: Kırılmak, gücenmek.
- 4 Nümâyan: Görünen, parlayan.