İçeriğe geç

Milletlerin ölüş ve dirilişinde büyük tesiri vardır askerin. Bütün kaynaşmalar, huzursuzluklar ve nihayet yıkılışlar, hep onun kendinde olmadığı zamanlara rastlar. Bütün bir irfana eriş, kendine geliş ve diriliş ise, onun zinde ve canlı olduğu günlerde görülür.. çağlayanlar gibi akıp akıp gittiği, tepeleri düz, ovaları bereketli kıldığı günlerde…

Her milletin tarihinde asker, bir tepe varlıktır. O, dağ cesametiyle türkülere mevzu olur, destanlara renk katar ve milletinin gönlünde, yüce burçlarda dalgalanan bayraklar gibi huzurun ve emniyetin remzi hâline gelir. Bu mânâda her milletin askeri vardır ve o milletin gözdesidir, canlılığı, şuuru ve aksiyonuyla.

Bir de anadan doğma asker millet vardır. O, asker doğar, askerlik türkülerinden ninniler dinler ve asker olarak ölür. Âşıktır askerliğe, serhad boylarına, akına ve kavgaya.

“Râyete meylederiz kâmet-i dil-cû yerine, Tuğa dil bağlamışız kâkül-i hoş-bû yerine Heves-i tîr u kemân çıkmadı dilden asla Nâvek-i gamze-i dildûz ile ebru yerine ……. Severiz esb-i hünermend-i sâbâ reftârı Bir peri şekl-i sanem, gözleri âhû yerine ”(Gazi Giray)3

Sığmaz kabına ve bir çığlık olup kıt’adan kıt’aya yayılır. Denizler gibi kükrer. Dağlarla pençeleşir, stepleri aşar, Çin Seddi’ne ayak öptürür.

135