İçeriğe geç

Bir gün gelecek, İsrafil sûra üfleyecek madde veya antimaddeden bir tarafı yok edecektir. Bu defa beriki diğerine göre belki gelişecek ve siz öyle varlıklarla karşılaşacaksınız ki, sizin gibi insan görünecek, ama elinizi vurduğunuzda bir tarafından öbür tarafına geçiverecektir. Siz ona, ister cin, ister melek, isterse ruhanî deyin. Ancak denmesi gereken bir şey daha vardır; o da varlığın maddeden ibaret olmadığı hakikatidir. “Her şeyi maddede arayanların akılları gözlerindedir, göz ise mâneviyatta kördür.”3 Maddenin ötesinde, bütün ihtişamıyla maddeye zıt ayrı bir varlık sahası vardır ki, gerçek mânâ, ilâhî nur ve Cenâb-ı Hakk’ın (celle celâluhu) tecellî ettiği âlem de işte bunun ötesindedir. Bu mevzuda hiçbir şey bilmiyoruz. Çünkü ilmin eli oralara uzanmaktan henüz uzaktır.

Üçüncüsü: Hepimiz müşâhede ediyoruz ki, var yok olmakta, yok da var olmaktadır. İşte gözümüz önünde Allah (celle celâluhu) bir anda ışığı var ediyor, sonra onu yok ediyor ve onun yerine karanlığı var ediyor. Sonra karanlığı yok edip ışığı var ediyor. Biz de gözümüz önünde cereyan eden bu hâdiseleri müşâhede edip duruyoruz. Her mevsim yoktan varlık sahasına çıkarılan bunca nebatat ve hayvanat bize yoktan nasıl var edildiğini gösterip dururken bir gün de gelecek bütün bunlar yok olmakla, bu sefer de varın nasıl yok edildiğini yine görmüş olacağız. كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ4 sırrı zuhur edecek ve dünya üzerinde ne varsa maddelerine ait yönleriyle yok olacaklardır.

Evet, her şey fânidir; ancak bir Bâki vardır. O da hiç şüphesiz Allah’tır (celle celâluhu). Ve O Allah (celle celâluhu), varı yok; yoku da var etmeye muktedirdir.

228