İçeriğe geç

Acaba geçmiş peygamberlerin serencamesi arasında bu tür hâdiseleri görmek mümkün değil midir? Hâlbuki Kur’ân-ı Kerim’de ve bilhassa Hicr sûresinde meleklerin bir yerde madde adına görünmelerinin orayı mahvettiği anlatılmaktadır.2 Demek ki Allah’ın (celle celâluhu) emir ve müsaadesi olsa, melekler zincirleme reaksiyonlarla, kâinatı yok edebileceklerdir. Binaenaleyh, bir yerde madde bir nesic, bir kanaviçe meydana getirirken, bir yerde de antimadde, meselâ, cinler ve ruhânîler gibi bir kanaviçe meydana getirmektedir. Madde-anti madde; mekân-anti mekân, zaman-anti zaman çarpışması neyse, dünya da ahiretin karşısında aynı durumdadır. Onun içindir ki Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), gerçekten Cennet’i görüyor, üzüm salkımına elini uzatıyor, Cehennem’i müşâhede ediyor ve gördüğü o dehşetli manzaralardan irkiliyordu. Evet O, madde âlemindeyken de antimadde âlemiyle münasebet içindeydi…

İşte âlemin varlığı, maddesiyle antimaddesiyle bu kadar karmaşıklık arz ederken, kalkıp birisinin, yüz sene önce söylenmiş bir söze dayanarak, “Var yok, yok da var olmaz.” gibi laflar etmesi ilmî hiçbir mesnede dayanmayacağı gibi, tutarlı da olmayacaktır.

Burada, âlem hakkında çok şey bilmediğimizi bir kere daha tekrar etmek durumundayım. Bir zamanlar, esîr maddesi etrafında da fırtınalar koptu. Var diyenleriyle bir grup, esîr maddesinin mevcudiyetini çeşitli delillere istinat ederek ispat ederken, Michaelson ve daha başka bazı ilim adamları araştırmalarının neticesini, “Esîr denen bir madde yok!” diye noktaladılar. Bu sefer Lorenz devreye girdi ve “Hayır, yok diyemezsiniz!” dedi. Bunların hepsi de söylediklerini, araştırmalarının onlara verdiği malumata dayandırıyorlardı. Durum böyle olunca ve bu bilinemeyenlere bir de insanın kendisi eklenince, varlık veya yokluk hakkında hüküm mahiyetinde sözler söylenmesi biraz tuhaf değil mi?

227