İçeriğe geç

Mevzuu şöyle hulâsa edebiliriz: Kendisiyle tevessül edilen şahıslar esas gaye ve maksat yerine geçirilmediği ve onların sadece bir vesile ve vasıta olmaktan öte hiçbir salâhiyetlerinin bulunmadığı unutulmaz ve bütün bunlarda meşîet-i ilâhiyenin esas olduğu nazardan kaçırılmazsa tevessül vardır ve olmuştur. Nitekim yukarıda misallerini arz ettik. Bunun şirkle, uzaktan yakından herhangi bir alâka ve irtibatı da yoktur. Ancak her masum düşüncenin suiistimali mümkün olduğu gibi, bunu da kötüye kullananlar olabilir. Fakat, onların bu art niyeti, tevessülün zatında masum bir hareket oluşuna asla zarar veremez. Bizim tevessül anlayışımız budur. Böylece tevessül ettiğimiz şahısları kendi duamıza iştirak ettiriyor ve böyle birçok ağızdan yapılan duaların Allah katında kabul görmesinin daha kuvvetli olduğuna inanıyoruz. Böyle bir tevessülde de bereket umuyoruz.

1Buhârî, teyemmüm 1; salât 56; Müslim, mesâcid 3, 4, 5; Ebû Dâvûd, salât 24; Tirmizî, mevâkît 119; siyer 5; Nesâî, gusl 26; İbn Mâce, tahâret 60.

2Bkz.: Buharî, rikak 38.

3Bkz.: Kaf sûresi, 50/16.

4Bkz.: Bakara sûresi, 2/186.

5Fatiha sûresi, 1/5.

6Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr 22/133.

7Tirmizî, kıyâme 59; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 1/293, 303, 307.

8Enbiyâ sûresi, 21/107.

9Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ 5/91; İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-nihâye 4/357.

10Bkz.: İbn Hibban, es-Sahih 11/221; İbn Ebî Şeybe, el-Musannef 7/388.

11Bkz.: el-Vâkıdî, Kitâbü’l-meğâzî 3/884; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr 4/104.

12Aclûnî, Keşfü’l-hafâ 1/132.

13Buhârî, istiskâ 3; fedâilü’l-ashab 11.

14İbn Mâce, ikâme 189; Tirmizî, daavât 118.

26