İçeriğe geç

Allah’ın maddeden mürekkeb âciz bir kulunun, ikinci varlığı olan dublesi, bir anda böyle yüz yerde görülürse, onu bu kadar kabiliyet ve istidatlarla donatan, maddeden münezzeh ve müberra olan Hâlık, birliğiyle beraber niçin isim ve sıfatları ile her yerde hâzır ve nâzır olmasın ki! Değil mü’min veliler ve onlardaki “vücud-u mevhibe-i rabbaniye”, bugün Avrupa’da ruhî tecrübeleriyle bir kısım spiritüalistler ve medyumlar aynı şeyi yapıyorlar. Gün geçmiyor ki, gazetelerde, mecmualarda bunlara dair pek çok enteresan hâdise neşredilmiş olmasın.

Evet, bunlara dair, her gün bir sürü şey duyuyor ve okuyoruz. Bunlardan birisi diyor ki: “Ben Londra’da bir seansta bulundum, aynı anda Fransa’da bulundum, aynı anda Belçika’da da bulundum.” Hakikaten o şahsı oralarda görüyorlar. Melâike-i kiram bir anda pek çok yerde bulunabiliyor, cinler bir anda birçok yerde görülebiliyor, büyük şeytan, büyük kimselerin hepsine tesir etme yolunda, bir tane olmasına rağmen, tahtını bir yere kuruyor.. ve bilhassa baştakilerin hepsine bir anda sinyaller göndererek, hepsini bir ölçüde tesir altına alabiliyor…

Allah’ın en âciz, en hakir varlıkları bu kadar harika şeylere mazhar olurlarsa, acaba bunları var eden, varlıklarını devam ettiren, O Hayy u Kayyum olan Allah (celle celâluhu), isim ve sıfat tecellîleriyle her yerde hâzır ve nâzır olamaz mı?

1Kaf sûresi, 50/16.

2Enfâl sûresi, 8/24.

3Enfâl sûresi, 8/17.

4Enbiyâ sûresi, 21/22.

5Hâkim, el-Müstedrek 1/473.

6Neml sûresi, 27/62.

114