İçeriğe geç

Demek ki O, karıncaya da şah damarından daha yakın. Dünya çapında kabul olan bütün dualar bu gerçeği ifadede güçlü birer beyandır.

Allah Resûlü anlatıyor: Geçmiş peygamberlerden biri kavmini topladı, yağmur duası için yola çıktı. Yolda bir karınca gördü. Karınca sırtüstü yatmış el ve ayaklarını hareket ettiriyor ve kendine has diliyle dua ediyordu. O peygamber yanındakilere hitaben: “Artık geri dönebilirsiniz. Çünkü Allah sizden başkasının duası sebebiyle yağmur gönderecektir.” dedi. Sonra da ihtiyaç veya ızdırar diliyle o duayı yapanın karınca olduğunu bildirdi.5

En küçüğünden en büyüğüne kadar muztar kalan her varlık Allah’a karşı dua ve niyazda bulunur, Allah da bu dualara cevap verir. Cenâb-ı Hak “Muztar dua ettiği zaman, onun duasına icabet eden kimdir?”6 âyetiyle bize bu hakikati talim edip haber vermektedir. Zaten vicdanlarımız bunun şahidi değil mi?

Öyleyse Allah her yerde hâzır ve nâzırdır. O, herkesin her hâlini görür, her sesi duyar, herkesin imdadına koşar, herkese rahmâniyet ve rahimiyeti ile tecellî eder. Binaenaleyh, azametlidir, başka yardımcıya ihtiyacı yoktur. O, her şeyi tek başına yapar; Cennet’i baharı yaratma kolaylığı içinde yaratır. Bu, O’nun azamet, celâl ve vâhidiyetinden kaynaklanan bir neticedir. Ve Allah her yerde, her mekânda hâzır ve nâzırdır, ama cisim olarak ve mekân tutarak değil; O, esmâ ve sıfatlarıyla keyfiyet ve kemmiyetten müberra ve münezzeh olarak hâzır ve nâzırdır. Bu da Cenâb-ı Hakk’ın ehadiyetinin, cemalinin, rahmâniyet ve rahimiyetinin cilvesidir.

111