324. Nağme: Naat Gecesi ve Gezi Parkı Değerlendirmeleri Sonrası

Herkul | . | HERKUL NAGME

Kıymetli arkadaşlar,

Bildiğiniz gibi, dünkü 323. Nağme’de “Taksim Gezi Parkı Hadiseleri ve Problemlerin Temeli” başlığıyla Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’nin açıklamalarını yayımladık.

Son günlerde meydana gelen bir kısım üzücü hadiseler karşısında Hocamız ızdıraplarını kamuoyuyla paylaştı. O güzel sohbet içinde herkesi bir iç muhasebeye davet etti. Nefis sorgulaması yapabilmemiz için kapılar araladı, öz eleştiriler yaptı, çözüm önerileri sıraladı. Elhamdulillah, aldığımız e-maillerde, gelen mesajlarda ve medyaya akseden yorumlarda gördük ki muhterem Hocaefendi’nin değerlendirmeleri büyük bir hüsn-ü kabulle karşılandı.

Bu arada, yanık bir yürekle ve derin bir mesuliyet duygusuyla yapılan o güzel konuşmadan bile başka manalar çıkaranları da -maalesef- müşahede ettik. Bir kısım önyargılı insanların sohbeti dinlemeden ya da açıklama metnini okumadan menfi yorumlar yazmalarını hiç kâle almıyoruz. Ne var ki, tahsil görmüş, yazıp çizen olarak tanınmış bazı kimselerin dahi söylenenleri anlama gayretinin en küçüğünü olsun göstermemeleri karşısında şaşırmamak ve “Herhalde bu kadarı da ancak tahsille mümkün olur.” dememek elde değil.

Mesela Hocamız insan yetiştirme ile ilgili çok önemli ikazlarda bulunmuştu; bunu adeta zorla nesiller yetiştirme gibi takdim ederek konuyu bambaşka bir mecraya savuranlar gördük. Oysa Hocaefendi hayatını eğitime vakfetmiş bir insandır ve “yeni nesil”den muradı, bütün insanlığa hizmet edecek ve iyiliklerle dopdolu yaşayacak fertlerin yetişmesidir. Bu masum talebi zoraki bir nesil dayatması ile irtibatlandırmayı iyi niyetle ve selim düşünceyle bağdaştırmak mümkün değildir. Bunun böyle olmadığına Hocamızın teşvikiyle dünyanın dört bir yanında açılan ve her dinden her ırktan öğrencinin mutluluk içinde eğitim gördüğü okullar şahittir.

Diğer taraftan, muhterem Hocamız, en küçük meselelerin dahi çok erken fark edilmesi ve hafife alınmaması gerektiğini vurgularken, maruz kalınan musibet karınca istilası bile olsa onun da küçük görülmemesi lazım geldiğini ifade sadedinde karınca benzetmesi yapıyor. Teşbihin önüne sonuna bakıldığında bunu göstericilerle doğrudan ilişkilendirmenin fevkalade yanlış olduğu açıkça görülecektir. Karınca Türkçemizde en çok kullanılan metaforlardan biridir ve atasözlerimize, deyimlerimize, masal ve hikayelerimize girmiştir. Çok geniş dairede kullanılan bir metaforu bazı insanların üzerine urba gibi giydirmek olsa olsa algı yönetimi yapmak içindir ve en hafif tabiriyle iyi niyetle izah edilemeyecek bir davranış biçimidir. Hayatı, eserleri ve kendisini tanıyanlar da şahittir ki, Hocamız hangi düşünceden olursa olsun her ferde Cenâb-ı Hakk’ın isim ve sıfatlarının tecellisi diye bakar, insana insan olarak saygı duyar ve hiç kimseyi rencide etmek istemez.

Dünya Çiçekleriyle Naat Gecesi

Kıymetli arkadaşlar,

140 ülkeden gelip gönüllere misafir olan ve bir iki haftadır Türkiye’yi baştan başa inşiraha boyayan iki bini aşkın olimpiyat öğrencisi, dün gece de İstanbul’daki Sinan Erdem Spor Salonu’nda gerçekleştirilen Naat Gecesi’nde salat u selamlar, mevlid-i şerifler, tekbir sesleri ve ilahilerle sahne aldılar. Salondakileri kendilerine hayran bıraktıkları gibi, ekran başında seyredenleri de gözyaşlarına boğdular, Allah’ın izin ve inayetiyle haneleri manevi atmosferle doldurdular.

Muhterem Hocaefendi, Türkiye-Amerika arasındaki saat farkından ve bir kısım rahatsızlıklarından dolayı programı canlı izleyememişti. Biraz da fikrini soran dostlarımızın ve bir soluk alma vesilesi olacağı kanaatiyle zemin hazırlayan arkadaşlarımızın talebiyle Hocamız programı baştan sona seyretti.

Her parçanın hemen her nağmesiyle akan gözyaşlarını, sahneye çıkan her kardeşimizle beraber hem kendilerinin hem onları yetiştiren öğretmenlerin hem de eğitim faaliyetlerini maddi manevi destekleyip o müthiş sahnede emeği bulunan fedakarların aldığı duaları uzun uzun anlatmamıza bilmem ki gerek var mı? Ârife işaret yeter demekle iktifa edelim.

Programın her anı muhteşemdi. Salon, hâzirûn, sahne, ışık, ses, öğrenciler, sunum, canlandırmalar.. hepsi olağanüstüydü.

Muhterem Hocamız daha ekrana bakar bakmaz duygulandı; başta Kur’an-ı Kerim okuyan Tanzanya’dan Lokman Mtıga ve Malezya’dan Muhammed B. Ahmet Zahid kardeşlerimizin masum hallerini ve tatlı kıraatlerini çok hisli bir halle izledi.

Güftesi Erbilli Esad Efendi hazretlerine ait olan “Gönül Nur-i Cemâlinden” ilahisini söyleyen Azeri öğrenci Ayhan Bünyadzade’yi hayranlıkla ve “Maşaallah, barekallah!.” sözleriyle dinledi; “Buna da aferin.. aferin çocuğa. Bu kadar güzel okuması biraz da Esad Efendi’nin kerameti olsa gerek!” dedi.

Hocaefendi programın sunumunu beğendiği gibi, Naat Korosu’ndaki kardeşlerimizin sevimli hareketlerini, güzel icralarını, Ka’be sürprizini, Hicret canlandırmasını ve bunların takdimini yapan kıymetli sanatçının vurgulu okuyuşlarını da çok beğendi.

“Ya Mekke” ilahisini söyleyen Mısır’dan Nadden Amer’i de “Barekallah” ifadeleriyle dinleyen Hocamız, sahne alan bütün öğrenciler için “Maşaallah çocuklar çok zor sözleri arızasız ve güzel telaffuz ediyorlar.” dedi.

Maher Zain’i “çok sempatik” ve Mesut Kurtis’i “pek efendi” gören Hocaefendi, Zain’in “Neredesin?” isimli naatını da çok gönülden bulduğunu, sanatçının eseri çok temiz, kusursuz okuduğunu belirtti.

Program boyunca Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz anılırken sürekli “Allahım, sevdir herkese!” deyip hislenen Hocamız, Diyanet İşleri eski başkanları Tayyar Altıkulaç ve Ali Bardakoğlu gibi topluma emniyet telkin eden bazı kıymetli hocalarımızın da orada olmalarından dolayı memnuniyetini özellikle dile getirdi. Yapılan bütün konuşmaları dinledi ve edilen dualara “amin”lerle katıldı.

Camilerdeki mevlitlerin bambaşka bir havası olduğuna, fakat böyle farklı mekanlara ve format değişikliğine de ihtiyaç bulunduğuna, bunun insanlarda değişik bir heyecan uyardığına değinen Hocaefendi, Naat Gecesi’ndeki manzaranın gönüllere işlemesinde çocukların masumiyetinin, riyasız olmalarının ve okudukları parçaları, sahneledikleri gösterileri içlerinin sesi olarak ortaya koymalarının payı bulunduğunu vurguladı.

Animasyon ve ışık gösterilerinin de çok orijinal ve güzel olduğunu ifade eden Hocamız programda emeği geçenleri takdir ve haklarında dua etti.

Bu muhteşem ve samimi programlara vesile olanların fahirlenmemeleri gerektiğini, ancak görmeyenlere de “Allah insaf versin” dense seza olacağını dillendirdi.

Program esnasında ses ve görüntü kaydı alamasak da kısa kısa notlar halinde de olsa dün akşamın özetini günün nağmesi olarak aktarmak istedik.

Dualarınıza vesile olması istirhamıyla…