Posts Tagged ‘Zümer Suresi’

350. Nağme: İlâhî Ahlakın Bir Buudu ve Bir Cânî Dokuz Masum

Herkul | | HERKUL NAGME

Kıymetli arkadaşlar,

Birkaç gün önceki bir sohbette muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’ye şu soruyu yönelttik:

لِيُكَفِّرَ اللَّهُ عَنْهُمْ أَسْوَأَ الَّذِي عَمِلُوا وَيَجْزِيَهُمْ أَجْرَهُمْ بِأَحْسَنِ الَّذِي كَانُوا يَعْمَلُونَ

ayetinde muhsinlere mükafat olarak anlatılan ilâhî muamelenin Allah ahlakı açısından işaret ettiği hususlar nelerdir? Bu ayet zaviyesinden düşünülürse, insanları değerlendirirken kötülüklerini ve iyiliklerini ne ölçüde nazar-ı itibara almalıyız?

Sorumuza esas teşkil eden ayet-i kerimede Cenâb-ı Hak mealen şöyle buyuruyor: “Böylece Allah, onların geçmişte yaptıkları en kötü hareketleri bile örtecek (affedecek) ve yaptıklarının en güzeline denk olarak ecirlerini (mükâfatlarını) verecektir.” (Zümer, 39/35)

Muhterem Hocamız bu ayet-i kerimede kullarının en küçük iyiliklerini bile zayi etmeyen, onların güzel bir niyetle ortaya koydukları zerre kadar bir hayrı dahi karşılıksız bırakmayan, birleri binlerle mükafatlandırıp herkesi küçük bir vesile ile bağışlayabilen Rahmeti Sonsuz’un merhametine işaret bulunduğunu anlattı.

Evet, Allah (celle celâlühû), bazılarını tevbeleri sebebiyle affeder; bazı kullarını bir hataya düşmüşlerse bile hemen bir iyilik yaparak tekrar çizgilerini bulma cehdi göstermelerinden dolayı bağışlar. Bazen gönülden yapılan bir duayı, bazen vicdandan yükselen bir pişmanlık âhını, bazen samimiyetle dökülen birkaç damla gözyaşını, bazen az bir sadakayı, bazen pek küçük bir hayrı ve bazen de çok emek gerektirmese bile hâlis bir niyetle ortaya konan hasenâtı mağfirete ermeye, Cennet’e girmeye, Cemalullah’ı görmeye ve Rıdvan’a erişmeye vesile kılar.

Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz, “Kardeşini güler yüzle karşılamaktan ibâret de olsa hiçbir iyiliği hor görme!” buyurmuştur. Buhari ve Müslim gibi en muteber kaynaklarda da bu hususu te’yit eden hadis-i şerifler mevcuttur. Mesela, Peygamber Efendimiz (aleyhi ekmelüt’t-tehâyâ) kendini fuhşa salmış ve benliğini bohemce yaşamaya kaptırmış bir kadının kurtuluşunu anlatırken buyurur ki: “Bir gün çok susamıştı. Dili damağı birbirine yapışmış bir vaziyetteyken bir kuyuya rastladı. Kuyuya inip kana kana içti ve susuzluğunu giderdi. Yukarı çıkınca kuyunun kenarında zor güç nefes alan, susuzluktan dili sarkmış, toprağı yalayan bir köpek gördü. “Bu da benim gibi çok susamış!” deyip tekrar kuyuya indi, çarığını su ile doldurup onu dişleri arasında tutarak dışarı çıktı ve köpeği suladı. Allah Teâlâ bu davranışından dolayı onun günahlarını affetti.” Bu itibarla da, hiçbir iyilik hor görülmemeli ve küçümsenmemelidir. Bazen, küçük gibi görülen bir iyilik, rahmeti coşturacak bir düğmeye dokunma ya da diğer hayır ve hasenâtın kâfiyesini koyma gibi olmaktadır.

Allah (tebâreke ve teâlâ), Kur’an-ı Kerim’de, “Zerre ağırlığınca hayır yapan onun mükafatını alır, zerre kadar şer işleyen de onun cezasını görür.” (Zilzâl, 99/7-8) buyurarak, en küçük bir hayr veya şerrin Hak nezdinde kaybolmayacağını ve mutlaka karşılık bulacağını beyan etmiştir.

İşte bu hakikatleri hatırlatarak, başkalarının en küçük iyliklerini bile zayi etmemek, onlardaki güzel hasletlere yoğunlaşıp kötülüklerini görmemeye çalışmak ve insanları güzel yönlerine göre değerlendirmek gerektiğini; bunun da ilâhî ahlakın bir buudu olarak görülebileceğini belirten Hocaefendi, “Kendi kusurlarımızın en küçüğünü dahi dağ cesametinde, başkalarının ise en küçük iyiliklerini yine dağ casemetinde görmek lazımdır.” dedi.

Muhterem Hocamız şu latif ölçüye dikkatleri çekti: Bediüzzaman Hazretleri, bir gemi misali verir: Bir gemide dokuz masum, bir cani bulunsa, o cani sebebiyle o gemi batırılamaz. Hatta o gemide dokuz cani, bir masum bulunsa dahi, o tek masumun hakkı için o gemi batırılamaz. Batırılsa zulmedilmiş olur. İşte mümin ferd bir gemi gibidir. Onda bir çok vasıf ve sıfat bulunmaktadır. Bir mümindeki bir veya birkaç kötü vasıf ve sıfat dolayısıyla o mümin bütünüyle silinip atılamaz, her vasıf ve sıfatını içine alacak şekilde bir üslupla itham edilip suçlanamaz. Onun kötü sıfatlarına kızılsa da şahsına kin, nefret ve buğz duyulamaz/duyulmaması gerekir.

Muhterem Hocamızın -bazı noktalarına işarette bulunduğumuz- cevabını 18:15 dakikalık ses ve görüntü dosyaları halinde sunuyoruz.

Muhabbetle…

345. Nağme: Ağlanası Âyetler

Herkul | | HERKUL NAGME

Değerli dostlar,

Önceki nağmelerin birinde, Rasûl-ü Ekrem (sallâllahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’in talim buyurduğu üzere, muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’nin her zamanı, mekanı ve hali dua için ayrı bir fırsat olarak değerlendirdiğini ifade etmiştik. Evet, Hocamız zaman, mekan ya da hal değişikliği olduğunda mutlaka bunlardan her birini bir zarf olarak kullanıyor; içlerine en samimi niyazları yerleştirip Allah’a ısmarlıyor.

Aziz Hocamız, her gün Tefsir ve Fıkıh derslerimize de dua ile başlamamızı istiyor; bizzat talim buyurduğu lafızlarla Cenâb-ı Hakk’a taleplerimizi seslendirirken kendisi de ellerini açıp niyazımıza “amin” diyor.

Bugünkü nağmemizde derse başlarken okuduğumuz dualardan birini daha mealiyle beraber paylaşacağız.

Bir gün önce Elmalılı Hamdi Yazır hazretlerinin eserindeki Zümer Sûresi’yle alakalı açıklamaları tamamladıktan sonra dün sabahki derste de bu sure-i celilenin müzakeresini bitirdik. Dersin 15 dakikalık kısmını ses kaydı halinde arz ediyoruz.

Muhabbetle…

Derse Başlama Duasını Word Dosyası Olarak İndirebilirsiniz.

Derse Başlama Duasını PDF Dosyası Olarak İndirebilirsiniz.

***

Derse Başlama Duası

اَلْحَمْدُ للهِ رَبِّ الْعَالمِينَ

 وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ علَى سَيِّدِنَا وَنَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ اَجْمَعِينَ.

اَللَّهُمَّ الْعِلْمَ وَالْاِيمَانَ الْكَامِلَ وَالْعُبُودِيَّةَ الْكَامِلَةَ التَّامَّةَ وَالْإخَلَاصَ الْاَتَمَّ وَالْيَقِينَ التَّامَّ وَالتَّوَكُّلَ التَّامَّ وَالْمَعْرِفَةَ التَّامَّةَ وَالْمَحَبَّةَ التَّامَّةَ وَخَالِصَ الْعِشْقِ وَالْاِشْتِيَاقَ اِلَى لِقَائِكَ وَالْعِفَّةَ وَالعِصْمَةَ وَالْفَطَانَةَ وَالحِكْمَةَ وَفَصْلَ الْخِطَابِ وَالْحَافِظَةَ الدَّائِمَةَ وَالذَّاكِرَةَ الدَّائِمَةَ وَالصِّحَّةَ الدَّائِمَةَ الْكَامِلَةَ وَالْعَافِيَةَ الدَّائِمَةَ الْكَامِلَةَ وَالْقَلْبَ السَّلِيمَ.

 اَللَّهُمَّ اَسْرَارَ الْاِيمَانِ وَالْاِسْلَامِ وَالْاِحْسَانِ.

اَللَّهُمَّ ثَبِّتْنَا عَلَى الْحَقِّ وَالْعَدَالَةِ وَالْاِسْتِقَامَةِ وَالْعِفَّةِ وَالْعِصْمَةِ وَالْفَطَانَةِ وَالْاِذْعَانِ. وَثَبِّتْنَا عَلَى مَا تُحِبُّ وَتَرْضَى.

 اَللَّهُمَّ الْاِخْلَاصَ فِي كُلِّ اَمْرِنَا وَفِي كُلِّ شَأْنِنَا وَرِضَاكَ.

 اَللَّهُمَّ اَسْرَارَ الْحَقَائِقِ وَحَقِيقَةَ الْحَقَائِقِ.

 اَللَّهُمَّ بَسْطَ الزَّمَانِ وَبَسْطَ الْاِمْكَانِ.

 اَللَّهُمَّ اَقْرِرْ اَعْيُنَنَا بِانْتِشَارِ الْاِسْلَامِ فِي كُلِّ اَنْحَاءِ الْعَالَمِ.

اَللَّهُمَّ فَقِّهْنَا فِي الدِّينِ اَللَّهُمَّ فَقِّهْنَا فِي الْقُرْآنِ اَللَّهُمَّ فَقِّهْنَا فِي الْاَحَادِيثِ النَّبَوِيَّةِ.

اَللَّهُمَّ افْتَحْ عَلَيْنَا حِكْمَتَكَ وَانْشُرْ عَلَيْنَا رَحْمَتَكَ.

 اَللَّهُمَّ حَوْلًا وَقُوَّةً مِنْ حَوْلِكَ وَقُوَّتِكَ فِي كُلِّ اَمْرِنَا وَفِي كُلِّ شَأْنِنَا مِنَ الْخَيْرِ يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِ.

وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ اَجْمَعِينَ وَعَلَى اِخْوَانِهِ مِنَ النَّبِيِّينَ وَالْمُرْسَلِينَ وَعَلَى عِبَادِكَ الصَّالِحِينَ رِضْوَانُ اللهِ تَعَالَى عَلَيْهِمْ اَجْمَعِينَ.

***

Allah’a sığınırım lanetlenmiş ve kovulmuş şeytanın şerrinden…

Allah’ın adıyla başlarım mâsivâya hiçbir tesir gücü vermeden.. O ki Rahman, dünyada herkese/her şeye merhamet eden.. ve Rahim, ahirette rahmetini mü’minlere tahsis eyleyen.

Bütün sena, şükür ve övgüler Kendisine layık bulunan Âlemlerin Rabbi’ne hamd olsun.

Peygamberimiz ve seyyidimiz Hazreti Muhammed’e, O’nun nezihlerden nezih tertemiz ailesinin, eşlerinin ve ashabının hepsine salât u selam olsun.

Allah’ım ilim, kâmil iman, eksiksiz kusursuz kulluk, zirvede bir ihlas, şeksiz şüphesiz bilginin ötesinde engin bir yakîn, teslimden tefvize uzanan çizgide derinlerden derin bir tevekkül, gökçek yüzlü kullarına bahşeylediğin üzere kıvamında bir marifet, Zâtına karşı hakiki muhabbet, Sana kavuşma iştiyakı, iffet, ismet, fetânet, hikmet, her meselede maksadı eksiksiz, belâgatli ve düzgün bir şekilde anlatabilme kabiliyeti, ilahi hıfzınla korunuyor olma ihsanı, sürekli Senin zikrinle canlı kalma nimeti, maddi manevi hastalıklardan uzak olma devleti ve kalb-i selim niyaz ediyoruz.

Allahım iman, İslam ve ihsan sırlarını, bu eşsiz hazinelerin kapılarını bize de açmanı diliyoruz.

Allahım bizi hak, adalet, istikamet, iffet, ismet, fetânet ve iz’an üzere sabit eyle. Allahım bizi değersiz işlerin peşinde sürüklenmekten muhafaza buyur, gönüllerimizi hoşnutluğunu kazanmamıza vesile olacak tavır ve davranışlara yönlendir; sevdiğin ve razı olduğun hallere ve amellere bizi muvaffak kıl; kalblerimizi ve ayaklarımızı sırat-ı müstakime perçinle.

Allahım her işimizde ve her halimizde ihlaslı olmayı ve başka değil sadece Senin rızana ulaşmayı diliyoruz, lütfeyle.

Allahım, hakikatlerin sırlarına bizi vâkıf kıl; ruhlarımızı sır, hafî ve ahfâ ufkuna yücelterek latifelerimizi En Yüce Hakikat olan varlığının esrarına uyandır.

Allahım, bizi bekleyen işler, dünyevî imkânlarla ve sınırlı zamanla olacak türden değil; ne olur, zamanı ve imkânları bizim için genişlet.

Allahım, İslam’ın cihanın her yanına yayılmasını lütfederek gözlerimizi aydınlat.

Allahım, bizi dinde fakîh kıl; dini meseleleri anlaşılması lazım geldiği gibi anlayanlardan eyle. Akıl, kalb ve latifelerimizi telakkiye açık hale getir; bizi Kur’an ilimlerinde ve Efendimiz’in mübarek sözlerinde de anlayışlı, yüksek idrakli kıl.

Allahım, hikmet ve rahmet hazinelerinin kapılarını aç; bizi hikmet ve rahmet şualarınla kuşat ve hep onların gölgesinde yaşat.

Allahım, hayır olan her türlü halimizde ve her çeşit işimizde bize Kendi gücünden güç ve Kendi kuvvetinden kuvvet ver.. ey celal ve ikram sahibi Rabbimiz!..

Allahım, Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’e, O’nun nebi ve mürsel kardeşlerine ve hepsinin nezih, pak ailelerine, eşlerine, ashâbına, diğer salih kullarına -ki Senin rıza ve Rıdvan’ının hepsinin üzerine olmasını dileriz- salât ve selam eyle.. Âmin.