İçeriğe geç
Sözler

Ey rüyada soru soran! Sen îcaz istedin, ben de işaret ettim. Eğer daha geniş izah istersen, haddimi aşar!.. Sinek seyretmez gökleri.

Zira o kırk mucizelik yönünden yalnız birini, ki nazmının cezaletidir, anlatmaya İşarâtü’l İ’caz’ın yetmedi beyanı.

Yüz sayfa tefsirim ona kâfi gelmedi. Senin gibi ruhanî ilhamları çok olanlardan ben istiyorum izah ile beyanı!

* * *

أُلاَشْمَزْ دَسْتِ غَرْبِ أَدَبْ هَوَسْ بَارِ هَوَاكَارِ دَهَادَارْ

دَأْبِ أَدَبِ أَبَدْ مُدَّتْ قُراٰنِ ضِيَادَارِ شِفَاكَارِ هُدَادَارْ

Kâmil insanların yüce zevklerini hoşnut eden bir hal, çocukça bir hevese, sefih bir tabiatın sahibine hoş gelmez,

Onu eğlendirmez. Bu hikmete binaen, süflî bir zevk, sefih, nefsanî ve şehvanî arzular içinde tam beslenen, ruhanî zevki bilmez.

Avrupa’dan gelen bugünün edebiyatının ve romanının nazarıyla, Kur’an’daki ulvi latifeleri, muhteşem meziyetleri göremez ve tadamaz.

Kendi mihengini ona ayarlayamaz. Edebiyatta üç hareket alanı vardır; onların içinde gezer, dışına çıkamaz:

Ya aşk ve güzellik ya hamaset ve kahramanlık ya da hakikatin tasviridir. İşte yabancı edebiyat hamaset noktasında hakperestlik etmez.

Belki zalim insanların gaddarlıklarını alkışlamakla kuvvetperestlik hissini telkin eder. Güzellik ve aşk noktasında, hakiki aşkı bilmez.

Şehvet uyandıran bir zevki nefislere de aşılar. Hakikati tasvir ederken kâinata Cenâb-ı Hakk’ın sanatı suretinde bakmaz,

Onu Rahmanî bir boya suretinde görmez. Belki tutar, tabiat noktasında tasvir eder ve ondan bir daha çıkamaz.

Onun için telkini tabiat aşkı olur. Maddeperestlik hissini kalbe yerleştirir, ondan kendini kolayca kurtaramaz.

Yine ondan gelen, ruhun sapkınlıktan doğan ızdıraplarına o teskin edici ve uyutucu edepsizleşmiş edep hakiki fayda vermez.

Tek bir ilaç bulmuş, o da romanlarıymış. Kitap gibi bir canlı cenaze, sinema gibi bir perdede hareket eden ölüler! Ölü hayat veremez.

886