Dünyamızı senelik, günlük dairesinde şu semavî bağ tutmuş da döndürüyor. Küreye ağır basmış ve ona binmiş, engelliyor isyanı.
Yedinci Kaynak : Şu altı unsur, altı kaynaktan çıkan altı nur birleşir. Ondan bir güzellik çıkar, bir sezgi doğar, bir vasıta ki nuranî.
Şundan çıkan bir zevktir, i’cazın zevki bilinir, tabir etmeye ifademiz yetmez. Fikir dahi kısadır, görünür de tutulmaz göklerdeki o yıldızlar.
On üç asır boyunca ona meydan okuma meyli vardı Kur’an’ın düşmanlarında, taklit şevki uyanmıştı Kur’an dostlarında. İşte mucizeliğinin bir delili...
Şu iki şiddetli meyille milyonlarca Arapça kitap yazılmıştır, hepsi meydanda. Onların derecesine inse, aynı teraziye konulsa,
Kıyaslansa, değil eşsiz bir âlim, hatta en cahil insan bile kulak kesilip diyecek ki: Bunlar insan eseri, şu ise semavî!
Hükmedecek ki: Kur’an onlara benzemez, aynı mertebede olamaz. Öyleyse ya hepsinden aşağıdır, ki bunun açıkça malûm olmuştur bâtıllığı.
Ya da hepsinin üstündedir. Mazmunları o kadar zamandır, kapı açık, insana vakfedilmiş; davet etmiş ruhları ve akılları!
İnsanlık onda tasarruf etmiş, kendine de mal etmiş. Onun mazmunları ile yine Kur’an’a karşı çıkmamış, hiçbir zaman çıkamaz; geçti imtihan zamanı.
Diğer kitaplara benzemez, onlarla kıyas kabul etmez; zira yirmi sene zarfında ayet ayet ihtiyaçlara göre nazil olması; kısım kısım, birbiriyle kesişir, bir hikmet-i Rabbanî.
Nazil olma sebepleri muhtelif. Bir maddede sorular tekrar eder, çeşit çeşit. Hadiseler hakkında hükümleri farklı farklı. Ayrı ayrı nüzulünün zamanları.
Telakki tarzı çeşitli. Muhatapları kısım kısım, birbirinden uzak. İrşadının gayeleri derece derece, çeşitli. Şu esaslara dayanır binası ve beyanı,
Cevabı, hem hitabı. Bununla beraber selaset ve selamet, uyum ve tesanüt, kemâlini göstermiş; işte onun şahidi: Beyan ve mânâ ilimleri.
Kur’an’da bir hususiyet var ki, başka kelâmda yoktur. Bir söz işitsen onun sahibini arkasında görürsün ya da içinde bulursun. Üslûp insanın aynası.