İçeriğe geç
Sözler

Vazifesi, ibret nazarıyla Sâni’ine şükürdür. Göze has lezzet ve elemler mâlumdur, tarife gerek yok. Mesela kulak, her çeşit sesi, tatlı nağmeleri ve Cenâb-ı Hakk’ın rahmetinin işitilen âlemdeki güzelliklerini duyar. Onun ayrı bir kulluğu, ayrı bir lezzeti, ayrı bir mükâfatı vardır. Mesela koku alma duyusu, kokulardaki rahmet güzelliklerini hisseder. Kendine has bir şükür vazifesi, bir lezzeti bulunur. Elbette mükâfatı da vardır. Mesela dildeki tat alma duyusu, bütün yiyeceklerden zevk almakla türlü manevî şükürle vazife görür ve bunun gibi... İnsandaki bütün kabiliyetlerin, uzuvların, kalb, akıl ve ruh gibi büyük ve mühim latifelerin böyle ayrı ayrı vazifeleri, lezzetleri ve elemleri vardır.

İşte Cenâb-ı Hak, Hakîm-i Mutlak insanda istihdam ettiği bu kabiliyetlerin her birine elbette lâyık oldukları ücreti verecektir. O çeşitli muhabbetlerin daha önce söylenen, dünyadaki peşin neticelerini herkes vicdanında hisseder ve onların varlığı yanılmaz bir sezgiyle ispat edilir. Ahiretteki neticelerin ise kesin varlıkları ve gerçekleşecekleri özetle Onuncu Söz’ün on iki parlak ve kesin hakikatiyle ve Yirmi Dokuzuncu Söz’deki altı aşikâr esasla ispatlandığı gibi, etraflıca izahı أَصْدَقُ الْكَلَامِ وَأَبْلَغُ النِّظَامِ كَلَامُ اللّٰهِ الْمَلِكِ الْعَزِيزِ الْعَلاَّمِ olan Kur’an-ı Hakîm’in apaçık ayetleriyle, ince mânâlarıyla ve işaretleriyle açıkça bildirilmiştir, katiyen sabittir. Daha uzun deliller getirmeye lüzum yok. Zaten başka Söz’lerde, cennete dair Yirmi Sekizinci Söz’ün Arapça olan ikinci makamında ve Yirmi Dokuzuncu Söz’de pek çok delil geçmiştir.

Birinci İşaret

Leziz yiyeceklere, hoş meyvelere şükrederek onları meşru dairede sevmenin ahiretteki neticesi, Kur’an’ın açık ve kesin hükmüyle, cennete lâyık bir tarzdaki leziz yiyecekler ve güzel meyvelerdir. Ve o yiyecekleri, meyveleri iştahlı bir şekilde sevmektir. Hatta dünyada bir meyve yiyip söylediğin “Elhamdülillâh” kelimesi, cennet meyvesi

784