güzelliğinin yok olup gitmesiyle, en muhtaç olduğu bir zamanda o biçare, hakkını kaybeder.
Hem peygamberleri ve evliyayı sevmek, Cenâb-ı Hakk’ın makbul kulları olmaları yönüyle Cenâb-ı Hak namına ve hesabınadır, bu noktadan O’na aittir.
Hem hayatı, Cenâb-ı Hakk’ın insana ve sana verdiği, bâki bir ömrü kazandıracak en kıymetli bir sermaye, bir define ve bâki kemâlâtın çekirdeğini saklayan bir hazine olması yönüyle sevmek, muhafaza etmek ve Cenâb-ı Hakk’ın hizmetinde geçirmekle yine o sevgi bir yönden Mâbud’a ait olur.
Hem gençliğin tatlılığını, güzelliğini, Cenâb-ı Hakk’ın latif, şirin, güzel bir nimeti olması yönüyle beğenmek, sevmek, onu güzelce hayır yolunda geçirmek, şükür dolu bir tür meşru muhabbettir.
Hem baharı Cenâb-ı Hakk’ın nuranî isimlerinin en latif ve güzel nakışlarının sayfası ve Sâni-i Hakîm’in antika sanatının en süslü, şaşaalı bir sergisi olması yönüyle tefekkür ederek sevmek, Cenâb-ı Hakk’ın isimlerini sevmektir.
Hem dünyayı ahiretin tarlası, Cenâb-ı Hakk’ın isimlerinin aynası, O’nun bir tür yazısı, mektubu ve geçici bir misafirhanesi olması yönüyle sevmek –nefs-i emmare karışmamak şartıyla– Cenâb-ı Hakk’a ait olur.
Kısacası: Dünyayı ve ondaki varlıkları mânâ-yı harfî ile, yani Yaratıcılarını gösteren yönleriyle sev; mânâ-yı ismî ile, yalnızca kendilerine bakan yönleriyle sevme. “Ne kadar güzel yapılmış.” de, “Ne
Dipnotlar
- Bkz. Âl-i İmran, 3/31; Buhârî, îmân 9; Müslim, îmân 66-67; Tirmizî, îman10.
- “Dünya, ahiretin tarlasıdır.” mânâsındaki hadis için bkz. el-Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d- Dîn 4/19; es-Sehâvî, el-Makâsıdü’l-Hasene s.497; Aliyyülkârî, el-Esrâru’l-Merfûa s. 205.
- “İşte bak, Allah’ın rahmetinin eserlerine, ölmüş toprağa nasıl hayat veriyor! İşte bunları yapan kim ise, ölüleri de O diriltecektir. O, her şeye hakkıyla kadirdir.” (Rûm sûresi, 30/50)
- Mânâ-yı harfiyle sevmeye şu ayet işaret etmektedir: “Hani bir gün ikindi vakti ona (Hazreti Süleyman), durduğunda sakin, koştuğu zaman ise süratli safkan koşu atları gösterilmişti. Onlarla ilgilenip ‘Ben Rabbim’i hatırlattıkları için güzel şeyleri severim.’ dedi ve onlar gözden kayboluncaya dek onları seyredip durdu. Sonra: ‘Onları tekrar bana getirin!’ deyip bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başladı.” (Sâd sûresi, 38/31-33)
- Mâna-yı ismiyle sevmemeye şu âyet işaret etmektedir: “Allah’ın sana ihsan ettiği bu servetle ebedî âhiret yurdunu mâmur etmeye gayret göster, ama dünyadan da nasibini unutma, ihtiyacına yetecek kadar sakla. Allah sana ihsan ettiği gibi sen de insanlara iyilik et, sakın ülkede nizamı bozma peşinde olma, çünkü Allah bozguncuları sevmez.” (Kasas sûresi, 28/77)