kadar güzeldir.” deme! Ve kalbinin içine başka sevgilerin girmesine meydan verme. Çünkü kalbin içi, Samed Zât’ın aynasıdır ve O’na mahsustur. اَللّٰهُمَّ ارْزُقْنَا حُبَّكَ وَحُبَّ مَا يُقَرِّبُنَا إِلَيْكَ de.
İşte bütün saydığımız sevgiler, eğer bu surette olursa, hem elemsiz bir lezzet verir, hem bir yönden daimî birer kavuşmadır. Allah sevgisini artırır. Meşrudur, lezzetin ta kendisi olan birer şükürdür. Muhabbetin ta kendisi olan birer fikirdir.
Mesela nasıl ki, yüce bir padişah sana bir elma ihsan etse, o elma iki yönden sevilir ve onda iki türlü lezzet bulunur. Birincisi, elma olduğu için sevilir. Zira onda kendine has bir elma lezzeti vardır. Şu sevgi padişaha ait değildir. Belki huzurunda o elmayı ağzına atıp yiyen adam, padişahı değil, elmayı sever ve nefsine muhabbet besler. Fakat bazen olur ki, padişah nefsi gözeten o muhabbeti beğenmez, ondan nefret eder. Hem elmanın lezzeti azdır, geçicidir, elmayı yedikten sonra o lezzet de gider, geriye bir üzüntü kalır. İkinci lezzet ise elma içindeki elma ile gösterilen, padişaha yakışır, yüksek iltifattır. Âdeta o elma, o yüksek iltifatın numunesi ve cisme bürünmüş halidir, diye ona hürmet eden adam, padişahı sevdiğini gösterir. Hem iltifatın kılıfı olan o meyvede öyle bir lezzet vardır ki, bin elma lezzetinin üstündedir. İşte şu lezzet şükranın ta kendisidir. Şu sevgi, padişaha karşı hürmetli bir muhabbettir.
Aynen onun gibi, bütün nimet ve meyveler kendileri için sevilse ve onlardan yalnız gafilce maddî lezzet alınsa o sevgi nefsanîdir. O lezzetler geçici ve elemlidir. Eğer insan onları Cenâb-ı Hakk’ın rahmetinin iltifatı ve ihsanlarının meyvesi olmaları yönüyle sevse, o ihsan ve iltifatların lütuf derecelerini takdir etmek suretiyle tam bir iştahla lezzet alsa, bu hem manevî bir şükür hem elemsiz bir lezzettir.
Dipnotlar
- “İyi bilin ki gönüller ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Ra’d sûresi, 13/28)
- Bkz. Ra’d sûresi, 13/27; Kehf sûresi, 18/28; Hac, 22/32; Şuarâ sûresi, 26/89; Sâffât sûresi, 37/84; Kaf sûresi, 50/33, 37.
- “Allahım, bize Senin sevgini ve bizi Sana yaklaştıracak şeylerin sevgisini nasip et!” (Bkz. Tirmizî, tefsîru sûre (4) 38; Ahmed İbni Hanbel, el-Müsned 5/243; İbni Ebî Şeybe, el-Musannef, 6/76).
- Haşiye: Bir zaman iki aşiret reisi, bir padişahın huzuruna girmişler, aynen bu yazılan vaziyette bulunmuşlar.