İçeriğe geç
Sözler

Madem bir baba, kimsenin değil, yalnız çocuğunun kendinden daha iyi olmasını ister. Buna mukabil evladı da babasına karşı hak iddia edemez. Demek, anne-baba ile evlat arasında fıtraten bir münakaşa sebebi yoktur. Zira münakaşa ya gıpta ve hasetten doğar; oysa babada oğluna karşı o yoktur. Ya da haksızlıktan ileri gelir. Evladın babasına karşı hak iddia etmeye hakkı yoktur. Babasını haksız görse de ona isyan edemez. Demek, babasına isyan ve onu rencide eden, insan bozması bir canavardır.

Evladını Kerim ve Rahîm bir Zât’ın hediyesi olduğu için tam bir şefkat ve merhamet ile sevmek ve korumak da yine Hakk’a aittir. O sevginin Cenâb-ı Hak adına olduğunu gösteren işaret ise vefatlarında sabır ile şükürdür, ümitsizce feryat etmemektir. “Hâlıkımın benim nezaretime verdiği sevimli bir mahlûku, bir kulu idi, şimdi hikmeti gerektirdi, onu benden aldı, daha iyi bir yere götürdü. Benim o kulda görünüşte bir hissem varsa hakiki bin hisse onun Hâlık’ına aittir. اَلْحُكْمُ لِلّٰهِ ”deyip teslim olmaktır.

Dost ve ahbap eğer iman ve salih amel sebebiyle Cenâb-ı Hakk’ın dostları iseler, اَلْحُبُّ فِي اللّٰهِ sırrınca onları sevmek de Hakk’a aittir.

Hem hayat arkadaşını, ilahî rahmetin cana yakın, tatlı bir hediyesi olması yönüyle sev. Fakat muhabbetini çabuk bozulan suret güzelliğine bağlama. Belki kadının en cazibeli, en tatlı güzelliği, kadınlığa has bir letafet ve nezaket içindeki ahlâk güzelliğidir. En kıymetli ve en şirin cemâli ise yüce, ciddi, samimi, nuranî şefkatidir. Şu şefkat ve ahlâk güzelliği hayatın sonuna kadar devam eder, artar. Ve o zayıf, latif varlığın hürmet hakkı o muhabbetle muhafaza edilir. Yoksa suret

775