İçeriğe geç
Sözler

bizzat sevilir.” Yani, neyi seversen ya lezzeti için ya menfaatin için ya evlada meyil gibi bir cinsî yakınlık için ya da o şeyde kemâl olduğu için seversin. Eğer sebep kemâl ise başka bir sebep, başka bir gaye gerekmez; o şey bizzat sevilir. Mesela eski zamanlarda kemâl sahibi insanları herkes, onlara karşı hiçbir alâkaları olmadığı halde takdirle severmiş.

İşte Cenâb-ı Hakk’ın bütün kemâlâtı, güzel isimlerinin bütün mertebeleri ve faziletleri, hakiki kemâlât olduklarından bizzat sevilirler. “Mahbubetün lizâtihâ” yani bizzat sevilendirler. Hakiki Sevgili ve Seven Zât-ı Zülcelâl, hakiki olan kemâlâtına, sıfat ve isimlerinin güzelliklerine kendine lâyık bir tarzda muhabbet besler. Hem o kemâlâtın mazharı, aynası olan sanatını, sanatla yarattığı varlıkları ve onların güzelliklerini sever. Peygamberlerini ve evliyasını, bilhassa Peygamberlerin Efendisi ve Evliyanın Sultanı olan Habib-i Ekrem’ini (sallallahü aleyhi ve sellem) sever. Yani kendi güzelliğini sevmekle o güzelliğin aynası olan Habib’ini sever. Kendi isimlerini sevmekle o isimlerinin kuşatıcı ve şuurlu bir mazharı olan Habib’ini ve onun kardeşlerini sever. Sanatını sevmekle o sanatın ilancısı ve teşhircisi olan Habib’ini ve diğer peygamberleri sever. Yarattığı sanatlı varlıkları sevmekle onlar karşısında “Mâşâallah, Bârekâllah, ne kadar güzel yapılmışlar!” diyen ve onları beğenip takdir eden Habib’ini ve onun yolunda olanları sever. Ve mahlûkatının güzelliklerini sevmekle o ahlâk güzelliklerinin hepsini kuşatan Habib-i Ekrem’ine, ona uyanlara ve onun kardeşlerine muhabbet eder.

Üçüncü Remiz

Bütün kâinattaki kemâlât, bir Zât-ı Zülcelâl’in kemâlinin ayetleri ve cemâlinin işaretleridir. O’nun hakiki kemâline nispeten kâinattaki bütün güzellikler, kemâl ve cemâl, zayıf bir gölgedir. Şu hakikatin beş deliline kısaca işaret edeceğiz.

Birinci Delil: Nasıl ki mükemmel, muhteşem, nakışlı, süslenmiş bir saray kusursuz bir ustalığa, ince bir işçiliğe açıkça delildir. Mükemmel bir fiil olan o işçilik, o nakkaşlık, zorunlu olarak mükemmel bir faile, bir ustaya, bir mühendise, “nakkaş” ve “suret veren” gibi unvan ve isimleriyle işaret eder. O mükemmel isimler şüphesiz o ustanın mükemmel, sanatkârca sıfatlarını gösterir. O kusursuz sanat ve sıfatlar,

751