açıkça, o ustanın mükemmel kabiliyetine delildir. Ve o mükemmel kabiliyet, ister istemez o ustanın zâtının kemâline ve mahiyetinin yüceliğine işaret eder.
Aynen öyle de: Şu âlem sarayı, şu mükemmel, nakışlarla bezenmiş eser, açıkça, gayet mükemmel fiillere işarettir. Çünkü bir eserdeki mükemmellik, fiillerin kemâlinden ileri gelir ve onu gösterir. Fiillerin kemâli ise zorunlu olarak mükemmel bir Fâil’e ve o Fâil’in isimlerinin kemâline delildir. Yani eserlerine nispeten; O’nun her şeyi sonsuz ilmiyle idare eden “Müdebbir”, her şeye istediği sureti mükemmel bir şekilde veren “Musavvir”, her şeyi hikmetle yapan “Hakîm”, sonsuz şefkat ve merhamet sahibi “Rahîm”, her şeyi eşsiz sanatıyla süsleyen “Müzeyyin” gibi isimlerinin kemâline işaret eder. İsimlerin ve unvanların kemâli ise şüphesiz o Fâil’in sıfatlarının mükemmelliğine delildir. Zira sıfat mükemmel olmazsa, sıfattan doğan isimler, unvanlar da mükemmel olamaz. Ve o sıfatların kemâli, açıkça, Zât’ına ait hususiyetlerin kemâline işaret eder. Çünkü sıfatların kaynağı, o hususiyetlerdir. Zât’ına ait hususiyetlerin kemâli ise ilmelyakîn ile o hususiyetlerin sahibi Zât’ın kemâline delildir. Hem buna öyle lâyık bir Zât’ın kemâline delildir ki, o kemâlin ışığı icraatının, sıfatlarının, isimlerinin, fiillerinin ve eserlerinin perdelerinden geçtiği halde, şu kâinatta yine bu kadar güzelliği, cemâli ve kemâli gösterir.
İşte bu derece hakiki, Zât’ına ait kemâl vasıflarının varlığı kesin delillerle sabit olduktan sonra, izafi olan, emsallerine ve zıtlarına üstünlük yönüyle ortaya çıkan kemâlât ne kadar önemsiz ve sönük kalır, anlarsın...
İkinci Delil: Şu kâinata ibret nazarıyla bakıldığı vakit, vicdan ve kalb yanılmaz, dosdoğru bir sezgiyle hisseder ki: Kâinatı bu derece güzelleştiren ve türlü nakışlarla süsleyen Zât’ın sonsuz bir güzelliği ve kemâli vardır ki, böyle yapıyor.
Üçüncü Delil: Mâlumdur ki, ölçülü, muntazam, mükemmel ve güzel sanatlar, gayet güzel bir programa dayanır. Mükemmel ve güzel bir program ise mükemmel ve güzel bir ilmin, zihnin ve ruha ait güzel bir kabiliyetin delilidir. Demek ruhun manevî güzelliğidir ki, ilim vasıtasıyla sahibinin sanatında açığa çıkıyor.
Dipnotlar
- Kesin bilgiye dayanarak, ilim yoluyla şüpheye yer bırakmayacak şekilde bilmek.