İçeriğe geç
Sözler

İşte أَحْسَنُ الْخَالِقِينَأَرْحَمُ الرَّاحِمِيناَللّٰهُ أَكْبَرُ gibi ifadelerin mânâları şu hakikate de bakıyor.

Bu “Maksat”ta sorulan sorunun ikinci kısmına beş “remiz” ile cevap vereceğiz:

Birinci Remiz

Soruda deniliyor ki: “Bir şeyin zıttı olmazsa kemâli, yani mükemmel hali nasıl olabilir?”

Cevap: Bu soruyu soran, hakiki kemâlin ne olduğunu bilmiyor. Onu yalnız izafi bir şey zannediyor. Halbuki bir şeyin kendisi dışındaki şeylere bakan ve onlara göre ortaya çıkan meziyetler, faziletler, üstünlükler hakiki değildir, izafi ve zayıftır. Eğer bütün o diğer şeyler gözden kaybolsa o meziyetler de kaybolur. Mesela, sıcaklığın izafi lezzeti ve fazileti, soğuğun tesirine göredir. Yemeğin izafi lezzeti, açlık duygusunun tesiriyledir. Berikiler kaybolsa, ötekiler de azalır. Halbuki hakiki lezzet, muhabbet, kemâl ve fazilet odur ki, başka şeylerin tasavvuruna bina edilmesin, o şeyin kendinde bulunsun ve bizzat, kesin, yerleşmiş bir hakikat olsun. Varlıktaki lezzet, hayattaki lezzet, muhabbetteki, marifetteki, imandaki lezzet, bekâdaki, rahmetteki, şefkatteki lezzet… Nurun güzelliği, görme sıfatının ve kelâm sıfatının güzelliği, keremin güzelliği, ahlâk ve suret güzelliği… Zâtın kemâli, sıfatların ve fiillerin kemâli gibi bizzat mevcut meziyetler, başka şeyler olsa da olmasa da değişmez.

İşte Sâni-i Zülcelâl’in, Fâtır-ı Zülcemâl’in, Hâlık-ı Zülkemâl’in bütün kemâlâtı hakikidir, kendindendir; başka şeyler ona tesir etmez, yalnız mazhar olabilir.

İkinci Remiz

Seyyid Şerif-i Cürcanî Şerhü’l-Mevakıf’ta der ki: “Muhabbetin sebebi ya lezzet ve menfaat, ya cinsî meyil, ya kemâldir. Çünkü kemâl,

750