gibi tabirlerdeki kıyaslamalar; Cenâb-ı Hakk’ın meydana gelen hadiselerdeki sıfat ve fiillerini, o sıfat ve fiillerin numunelerine sahip olanlarla karşılaştırmak ve üstün tutmak değildir. Çünkü bütün kâinatta, cinlerde, insanlarda ve meleklerde bulunan kemâl vasıfları, O’nun kemâline nispeten zayıf bir gölgedir; nasıl kıyaslanabilir? Kıyaslama belki, insanların ve bilhassa gafillerin anlayışına göredir. Mesela, nasıl ki bir asker, onbaşısına tam bir itaat ve hürmet gösterir, bütün iyilikleri ondan görür, padişahı az düşünür. Onu düşünse de teşekkürünü yine onbaşıya sunar. İşte böyle bir askere, “Yahu, padişah senin onbaşından daha büyüktür. Yalnız ona teşekkür et.” denir. Şimdi bu söz, gerçek padişahın haşmetli, hakiki kumandanlığıyla, onbaşının cüzî, görünüşteki kumandanlığını kıyaslamak değildir. Çünkü böyle bir kıyaslama, birini ötekine üstün tutmak mânâsızdır. Belki askerin neyi mühim gördüğüne ve irtibatına göredir ki, o, onbaşısını tercih eder, teşekkürünü ona sunar, yalnız onu sever.
İşte bunun gibi, yaratıcı ve nimetleri veren olduğu zannedilen görünüşteki sebepler, gafillerin nazarında nimetlerin hakiki sahibi Cenâb-ı Hakk’a perde olur. Gaflet ehli onlara yapışır, nimet ve ihsanları onlardan bilir. Medihlerini, övgülerini onlara sunar. Kur’an der ki: “Cenâb-ı Hak daha büyüktür, güzel ve asıl Hâlık, Muhsin O’dur, O’na bakınız, O’na teşekkür ediniz.”
Dördüncü İşaret
Kıyaslama ve üstün tutma, mevcut şeyler arasında olduğu gibi mümkün ve muhtemel, hatta farazî şeyler arasında da olabilir. Nasıl ki birçok mahiyette çeşitli mertebeler bulunur. Aynen öyle de, Cenâb-ı Hakk’ın isimlerinin ve mukaddes sıfatlarının mahiyetlerinde de akıl itibarı ile sayısız mertebe bulunabilir. Halbuki Cenâb-ı Hak, o sıfat ve isimlerinin mümkün ve tasavvur edilebilir bütün mertebelerinin en mükemmelinde, en güzelindedir. Bütün
Dipnotlar
- Bkz. En’âm sûresi, 6/100; A’râf sûresi, 7/190; Yûnus sûresi, 10/18; İsrâ sûresi, 17/43; Neml sûresi, 27/63; Rûm sûresi, 30/40.
- Bkz. Mü’minûn sûresi, 23/4; Sâffât sûresi, 37/25.
- Bkz. Secde sûresi, 32/7.
- Bkz. Bakara sûresi, 2/152, 172; Nahl sûresi, 16/114; Ankebût sûresi, 29/17; Lokman sûresi, 31/12, 14; Sebe sûresi, 34/15.