dolup boşalır. İşte şu cüzî, küçük şeylerin ve bolluğun kaynağı ve madenleri elbette küllî kanunlar ve Cenâb-ı Hakk’ın isimlerinin geniş tecellileridir. O küllî kanunların, tecellilerin ve o kuşatıcı isimlerin mazharları da bir derece basit, saf ve her biri bir âlemin arşı, çatısı ve idare merkezi hükmünde olan göklerdir ki, o âlemlerin biri de Sidretü’l-Münteha’daki Cennetü’l-Me’vâ’dır. Dünyadaki tesbihat ve hamdlerin –Muhbir-i Sâdık’ın haber vermesiyle– o cennetin meyveleri suretine büründüğü sabittir. İşte bu üç nokta gösteriyor ki, yeryüzündeki netice ve meyvelerin mahzenleri o âlemlerdedir, yeryüzünün mahsulleri o tarafa gider.
Sakın, “Benim havada kaybolup giden bir ‘Elhamdülillâh’ kelimem nasıl cisme bürünüp bir cennet meyvesi olur?” deme!
Çünkü mesela, gündüz uyanıkken güzel bir söz söylersin, bazen onu rüyanda güzel bir elma olarak yersin. Gündüz çirkin bir sözünü gece uykunda acı bir şey şeklinde yutarsın. Gıybet etsen, onu murdar bir et suretinde sana yedirirler. Öyleyse şu dünya uykusunda söylediğin güzel ve çirkin sözleri, herkesin uyanık olduğu ahiret âleminde meyveler suretinde yemeyi akıldan uzak görmemelisin.
Dipnotlar
- Bkz. Necm sûresi, 53/15.
- Getirdiği haberler dosdoğru olan, doğruluğunda şüphe bulunmayan Allah Resûlü (aleyhissalâtü vesselam).
- Bkz. “Kim ‘sübhanallâhi ve bihamdihî, sübhanallâhi’l-azîm’ derse cennette onun için bir hurma ağacı dikilir.” (Tirmizî, deavât 59; İbni Mâce, edeb 56); “Kim ‘sübhanallâhi ve’l-hamdülillâhi ve lâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber’, derse her harfi için onun adına cennette bir ağaç dikilir.” (et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat 8/226); “Cennet fidanları ‘lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh’tır.” (Ahmed İbni Hanbel, el-Müsned 5/418).