İçeriğe geç
Sözler

İşte şu kâinat, hikmet nazarıyla bakıldığı vakit, büyük bir ağaç mânâsında görünür. Nasıl ki, bir ağacın dalları, yaprakları, çiçekleri, meyveleri vardır. Şu yaratılış ağacının bir dalı olan maddî âlemin de toprak, ateş, hava ve sudan ibaret dört unsur dalları, bitki ve ağaçlar yaprakları, hayvanlar çiçekleri ve insanlar meyveleri hükmündedir. Sâni-i Zülcelâl’in bütün ağaçlarda geçerli bir kanununun elbette şu büyük yaratılış ağacında da geçerli olması O’nun Hakîm isminin gereğidir. Öyleyse hikmet, yaratılış ağacının da bir çekirdekten meydana gelmesini gerektirir. Bu öyle bir çekirdek olmalı ki, cismanî âlemin dışındaki âlemlerin numunelerini ve esaslarını da içinde taşısın. Çünkü binlerce farklı âlemi içine alan kâinatın asıl çekirdeği ve kaynağı, kuru bir madde olamaz. Madem şu kâinat ağacından daha önce yaratılmış, o türden başka ağaç yok. Öyleyse ona kaynak ve çekirdek hükmünde olan mânâ ve nur ve elbette o çekirdeğe de bir meyve suretinin giydirilmesi, yine Hakîm isminin gereğidir. Çünkü çekirdek daima çıplak olamaz. Madem yaratılışın başlangıcında meyve suretini giymemiş, elbette sonra giyecektir. Hem madem o meyve insandır. Ve madem insanlar içinde, daha önce ispat edildiği üzere, en meşhur ve en muhteşem meyve, herkesin dikkatini çeken ve yeryüzünün yarısı ile insanlığın beşte birinin bakışlarını kendine çeviren, manevî güzelliği ile âlemi muhabbet veya hayret nazarı ile kendine baktıran Zât-ı Muhammediye’dir (aleyhissalâtü vesselam). Elbette kâinatın yaratılışına çekirdek olan nur, onun zâtında cisme bürünerek en son, en kâmil meyve suretinde görünecektir.

Ey bizi dinleyen! Şu hayret verici, büyük kâinatın bir insanın sınırlı mahiyetinden yaratılmasını akıldan uzak görme! Bir tür âlem gibi olan muazzam çam ağacını, buğday tanesi kadar bir çekirdekten yaratan Kadîr-i Zülcelâl, şu kâinatı Hazreti Muhammed’in (aleyhissalâtü vesselam) nurundan nasıl yaratmasın veya yaratamasın? İşte kâinat ağacı, bir tûba ağacı gibi, gövdesi ve kökü yukarıda, dalları aşağıda olduğu için, aşağıdaki meyve makamından aslî çekirdek makamına kadar uzanan nuranî bir bağ var. İşte Mirac o bağın kılıfı ve suretidir ki,

704