İçeriğe geç
Sözler

herhalde aşireleri sayan ibrenin dairesi yeryüzünün bir senede çizdiği daire kadar, belki daha büyük olacaktır.

Şimdi iki şahıs farz edelim. Biri, saati sayan ibreye binmiş gibi, etrafını o ibrenin hareketlerine göre seyretsin. Diğeri ise aşireleri sayan ibreye binmiş olsun. Bu iki şahsın belli bir zaman diliminde gördükleri şeyler arasındaki fark, küçük saatimizin yeryüzünün bir senede çizdiği dairenin büyüklüğüne nispeti gibidir, aralarında çok fark vardır. İşte zaman, hareketlerin bir rengi yahut bir şeridi hükmünde olduğundan, hareketlerde geçerli bir hüküm, zamanda da geçerlidir. İşte bir saatte gördüklerimiz, saatin saati sayan ibresine binen şahsın gördükleri kadar ve gerçek süresi de aynı olduğu halde, Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) aşire ibresine binen şahıs gibi, aynı sürede, o belli saatte Cenâb-ı Hakk’ın yardımıyla Burak’a biner, şimşek gibi bütün mümkinat dairesini kat edip, mülk ve melekût âlemlerindeki harikulâdelikleri görüp vücub dairesine çıkar, O’nun sohbetiyle şereflenip cemâlini görmeye mazhar olur, fermanı alıp vazifesine dönebilir ve dönmüştür.

Yine mesela diyebilirsin ki: “Evet olabilir, mümkündür. Fakat mümkün olan her şey gerçekleşmiyor. Bu hadisenin bir benzeri var mı ki kabul edilsin? Emsali olmayan bir şeyin, yalnız mümkün diye gerçekleştiğine nasıl hükmedilebilir?”

Cevaben deriz ki: Bu hadisenin benzerleri o kadar çoktur ki, saymakla bitmez. Mesela her nazar sahibi, gözüyle yerden ta Neptün gezegenine kadar bir saniyede çıkar.

Her ilim sahibi, aklıyla astronominin kanunlarına binip en uzak yıldızlara bir dakikada gider.

Her mümin, fikrini namazın fiillerine ve rükûnlarına bindirip bir tür Mirac ile kâinatı arkasına alır, ilahî huzura kadar çıkar.

Her kalb sahibi ve kâmil veli, seyr u sülûk ile arştan, Cenâb-ı Hakk’ın isim ve sıfatlarının dairesinden kırk günde geçebilir. Hatta Şeyh Geylanî, İmam Rabbânî gibi bazı zâtların, dosdoğru şekilde haber verdikleri üzere, ruhen arşa kadar bir dakikada yükseldikleri olmuştur.

Hem nuranî bedenlere sahip melekler arştan yere, yeryüzünden arşa kısa bir zamanda gidip gelirler.

695