İçeriğe geç
Sözler

Hem mesela bir asker, başkumandanının manevî şahsiyetinden çok uzaktır. O asker, kumandanına onbaşısında gördüğü küçük bir numune ile gayet uzak bir mesafeden, pek çok manevî perde arkasından bakar. Onun manevî şahsiyetine gerçekten yakın olmak için ise teğmenlik, yüzbaşılık, binbaşılık gibi birçok küllî mertebeden geçmesi gerekir. Halbuki başkumandan, emriyle, kanunuyla, bakışıyla, hükmüyle, ilmiyle ve –görünüşte olduğu gibi mânen de kumandan ise– bizzat o askerin yanında bulunur, onu görür. Bu hakikat On Altıncı Söz’de kesin bir şekilde ispat edildiğinden, onunla yetinerek burada kısa kesiyoruz.

Ey inkârcı, bu kez de kalbinden mesela şöyle dersin: “Ben göğün tabakalarını inkâr ediyorum, meleklere inanmıyorum. Göklerde birinin gezmesine, meleklerle görüşmesine nasıl inanayım?”

Evet, senin gibi aklı gözüne inmiş, gözüne perde çekilmiş insanlara laf anlatmak ve bir şey ispatlamak elbette zordur. Fakat hakikat o kadar parlaktır ki, onu körler bile görebildiği için biz de deriz ki: Muazzam uzay boşluğu, ittifakla sabittir ki, “esir” maddesi ile doludur. Işık, elektrik, sıcaklık gibi akıcı ve latif şeyler, uzay boşluğunu dolduran bir maddenin varlığına delildir. Meyveler bir ağacı, çiçekler çimenliği, sümbüller tarlaları, balıklar denizi açıkça gösterdiği gibi, yıldızlar da zorunlu olarak kendi kaynaklarının, tarlalarının, denizlerinin, çimenliklerinin varlığını aklın gözüne sokuyorlar. Madem şu yüce âlemde çeşitli tabakalar var, değişik vaziyetlerde farklı hükümler görünüyor. Öyleyse o hükümlerin kaynağı olan göklerin tabakaları da birbirinden farklıdır. İnsanda nasıl ki cisimden başka akıl, kalb, ruh, hayal, hafıza gibi manevî latifeler de var. Elbette insanın büyük bir misali olan âlemde ve insan meyvesinin ağacı olan kâinatta da cismani âlemden başka âlemler bulunur. Ve yeryüzünden cennete kadar her âlemin birer göğü vardır.

Melekler için ise deriz ki: En kıymetli ve nuranî şeyler olan hayat ve şuur, gezegenler içinde orta büyüklükteki, yıldızlar arasında ise küçük, maddî ve karanlık olan dünyada sınırsızca bulunur. Elbette karanlık bir ev hükmündeki şu yeryüzüne nispeten süslenmiş köşkler, mükemmel saraylar gibi olan yıldızlar ve yıldızların denizi olan gökler; şuur sahibi, canlı, sayısız ve farklı cinslerden meleklerin, ruhanilerin

692