Eğer zamir Hazreti Peygamber’e işarette bulunuyor ise belâgat kaidesi, kelimenin öncesi ve sonrasıyla olan münasebeti şunu ifade eder: O şahsî, kısa seyahatte umumi, küllî bir seyir ve yükseliş vardır ki, Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) ta Sidretü’l-Müntehâ’ya, Kâb-ı Kavseyn’e kadar Cenâb-ı Hakk’ın isimlerinin küllî mertebelerinde bir kısım Rabbanî ayetleri ve ilahî sanatın harikalarını işitmiş, görmüştür. İşte zamir o küçük, şahsî seyahati hem küllî hem de hayret verici şeylerin sergisi olan bir yolculuğun anahtarı hükmünde gösterir.
Eğer zamirin Cenâb-ı Hakk’a baktığını kabul edersek ayetin mânâsı şöyle olur: Bir kulunu huzuruna davet edip ona bir vazife vermek için Mescid-i Haram’dan peygamberlerin toplandığı yer olan Mescid-i Aksâ’ya gönderdi; onlarla görüştürdükten ve hepsinin asıl dinlerine mutlak varis olduğunu gösterdikten sonra kulunu ta Sidretü’l- Müntehâ’ya, Kâb-ı Kavseyn’e kadar mülk ve melekût âlemlerinde gezdirdi.
Gerçi o zât (aleyhissalâtü vesselam) bir kuldur ve o seyahat şahsî bir yükseliştir. Fakat o kulun beraberinde bütün kâinatı ilgilendiren bir emanet, âlemin rengini değiştirecek bir nur ve ebedî saadetin kapısını açacak bir anahtar vardır. Bu sebeple Cenâb-ı Hak, Zât’ını “bütün eşyayı işiten ve gören” sıfatıyla tarif eder. Ta ki o emanetin, o nurun ve anahtarın, kâinatı ve bütün varlıkları kuşatan hikmetlerini göstersin.
• Bu büyük sırda dört “esas” var.
• Birincisi: Mirac’ın lüzumlu olmasının sırrı nedir?
Dipnotlar
- Sidretü’l-Müntehâ: Yaratılış âleminin ve mahlûkat ilminin son bulduğu nokta. Peygamber Efendimizin ulaştığı en son makam.
- Kâb-ı Kavseyn: Yayın iki ucu arasındaki mesafe. Peygamber Efendimizin Mirac’da Allah’a yaklaştığı mertebe.
- el-Bezzâr, el-Müsned 5/15; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr 10/69; el-Hâkim, el-Müstedrek 4/648; et-Taberî, Câmiu’l-Beyân 15/3; el-Makdisî, Fezâilü Beyti’l- Makdis s. 58.
- Mülk ve melekût âlemleri: Varlığın, aynanın boyalı ve parlak taraflarına benzeyen, dış ve iç yüzleri. Melekût tamamen Yaratıcısına dönük, her şeyin şeffaf ve temiz olduğu, sebeplerin tesirinin bulunmadığı âlemdir. Mülk âleminde ise sebepler, Yaratıcının izzetine ters olan hallere perde ve vesile olur.
- Bkz. İsrâ sûresi, 17/1; Necm sûresi, 53/4-18; İbni Kesîr, el-Bidâye 3/109-118; es- Süheylî, er-Ravdu’l-Unf 2/191-194.
- Bkz. İsrâ sûresi, 17/1.
- Bkz. İsrâ sûresi, 17/1.