İçeriğe geç
Sözler

aynen değilse de benzerleriyle tekrar yaratarak bir tür haşir ve neşir yapması, her insanda büyük bir kıyameti hatırlatan şahsî bir kıyamete delil olabilir. Çünkü bir tek insan, başka canlıların bir türüne denktir. Zira akıl nuru, insanın amellerine ve düşüncelerine öyle bir genişlik vermiştir ki, geçmişi ve geleceği kuşatır. İnsan dünyayı da yutsa doymaz. Başka canlı türlerinde fertlerin mahiyeti küçük, kıymeti şahsîdir; nazarı ve kemâli sınırlıdır, lezzeti ve elemi ânidir. İnsanın ise mahiyeti yücedir, kıymeti yüksektir; nazarı geniş, kemâli sınırsızdır, duyduğu manevî lezzet ve elemler kısmen daimîdir. Öyleyse başka canlı türlerinde açıkça, tekrar tekrar görülen kıyamet ve diriliş örnekleri, asıl büyük kıyamette her insanın aynen diriltileceğine işaret eder, bunu haber verir. Bu mesele Onuncu Söz’ün “Dokuzuncu Hakikat”inde iki kere iki dört eder derecesinde bir kesinlikle ispatlandığından burada sözü uzatmıyoruz.

Beşinci Sebep

İnsanın ruhunun özüne yerleştirilmiş sınırsız kabiliyetlerin, o kabiliyetlerin neticesi olan hadsiz meyillerin, o meyillerden doğan nihayetsiz emellerin ve o emellerden ortaya çıkan sonsuz fikir ve tasavvurların, şu maddî dünyamızın ardından gelecek ebedî saadete elini uzatmış, gözünü dikmiş, o tarafa yönelmiş olduğunu varlığın içyüzünü araştırıp bilen zâtlar görüyor.

İşte hiç yalan söylemeyen fıtrat ve fıtrattaki, sonsuz bir saadete karşı kesin, şiddetli ve sarsılmaz meyil, ebedî saadetin hakikat olduğuna dair vicdana yanılmaz bir his veriyor. Onuncu Söz’ün “On Birinci Hakikat”i bu meseleyi gündüz gibi açıkça gösterdiğinden kısa kesiyoruz.

Altıncı Sebep

Şu varlıkların Rahman, Rahîm ve sonsuz güzellik sahibi Yaratıcısının rahmeti, ebedî saadeti gösteriyor. Evet, nimeti nimet yapan ve bir ceza olmaktan çıkaran, varlıkları ebedî yokluğun ve ayrılığın verdiği elemlerden kurtaran ebedî saadeti insandan esirgememek, o rahmetin gereği ve hususiyetidir. Çünkü bütün nimetlerin başı, gayesi, neticesi olan ebedî saadet verilmezse ve dünya öldükten sonra ahiret suretinde diriltilmezse, bütün nimetler cezaya döner. Bu ise açıkça ve elbette, Cenâb-ı Hakk’ın, bütün kâinatın şahitliğiyle kesin ve gözle görülür olan

633