elinde tutacak melek denilen kulları olmazsa o kanunlara bir varlık atfedilemez, bir hüviyet tayin edilemez, onların dış dünyaya ait bir hakikatleri olamaz. Halbuki hayat dış dünyada varlığı olan bir hakikattir. Olmadığı halde var sayılan bir kanun onu taşıyamaz.
Kısacası: Madem akıl sahipleri, felsefeciler ve din âlimleri temelde, varlığın şu görünen âlemden ibaret olmadığında birleşirler. Hem madem gözümüzle gördüğümüz şehadet âlemi, maddeden ibaret, cansız olduğu ve ruhların yaratılışına uygun olmadığı halde bu kadar canlıyla donatılmıştır. Elbette varlık bu âlemle sınırlı değildir. Belki daha pek çok varlık tabakası vardır ki, bu görünen âlem onlara nispeten nakışlı bir perdedir. Hem madem denizin balıklarla dolu olması gibi, ruhanilere uygun olan gayb ve mânâ âlemlerinin de ruhani varlıklarla dolu bulunması gerekir. Ve madem kâinatta olup biten bütün hadiseler, meleklerin ifade ettiği mânânın varlığına delildir. Elbette, hiç şüphesiz, meleklerin varlığını ve ruhanilerin hakikatini en güzel surette, aklıselim sahiplerinin kabul ve takdir edeceği en makul şekilde Kur’an şerh ve beyan etmiştir. Kur’an-ı Mucizü’l Beyan der ki: “Melekler, Allah’ın aziz kullarıdır. O’nun emrine karşı gelmezler. Ne emredilirse yaparlar. Melekler gözle görülmeyen, nuranî, latif varlıklardır. Farklı türleri bulunur.”
Evet, nasıl ki insanlık bir ümmettir ve insanlar Allah’ın “kelâm” sıfatından gelen ilahî kanunları taşır, temsil eder ve onun suretine bürünürler. Aynı şekilde, melekler de çok büyük bir ümmettir. Onların kâinattaki işleri gören kısmı, Cenâb-ı Hakk’ın “irade” sıfatından gelen yaratılış kanunlarının taşıyıcısıdır, o kanunları temsil eder ve onların suretini alırlar. Bunlar Allah’ın öyle kullarıdır ki, gerçek tesir ve güç sahibi olan Yaratıcı Kudret’in ve Ezelî İrade’nin emirlerine uyarlar. Her bir büyük gökcismi onların mescidi ve mabedi hükmündedir.
Üçüncü Esas
Meleklerin ve ruhanilerin varlığı meselesi, tek bir misalin varlığının, bütün benzerlerinin varlığını ispat ettiği meselelerdendir. Yani bir tek meleğin görülmesiyle bütün meleklerin varlığı bilinir. Çünkü kim onları inkâr ederse, hepsini inkâr eder. Bir tekinin varlığını kabul eden, tamamını kabul etmeye mecburdur. Madem öyle, işte bak: Görmüyor