مُسَخَّرَاتٍ بِأَمْرِه۪ ayeti ise o büyük Hâkim’in emirlerinin büyük hakikatini görür, gösterir.
أَوَلَمْ يَرَوْا إِلَى الطَّيْرِ فَوْقَهُمْ صٓافَّاتٍ وَيَقْبِضْنَ مَا يُمْسِكُهُنَّ إِلَّا الرَّحْمٰنُ
إِنَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ بَصِيرٌ
ayeti O’nun şefkatli idaresinin hakikatini,
وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضَۚ وَلَا يَؤُۧدُهُ حِفْظُهُمَا ayeti, ifade ettiği büyük hakikat ile
وَهُوَ مَعَكُمْ أَيْنَ مَا كُنْتُمْ ayeti, ifade ettiği O’nun her şeyi görüp gözettiği hakikatini,
هُوَ الْأَوَّلُ وَالْاٰخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُۚ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ ayeti, bildirdiği O’nun her şeyi kuşattığı hakikatini,
وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِه۪ نَفْسُهُۚ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ
ayeti, O’nun herkese şahdamarından daha yakın olduğu hakikatini,
تَعْرُجُ الْمَلٰٓئِكَةُ وَالرُّوحُ إِلَيْهِ فِي يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍ
ayeti, işaret ettiği O’nun yüceliği hakikatini,
إِنَّ اللّٰهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْإِحْسَانِ وَإِيتٓاءِ ذِي الْقُرْبٰى وَيَنْهٰى عَنِ الْفَحْشٓاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْيِ
Dipnotlar
- “Güneş, ay ve bütün yıldızlar hep O’nun buyruğu ile hareket eder.” (A’râf sûresi, 7/54)
- “Üstlerinde kuşların saf saf dizilip kanatlarını açıp yumarak dolaşmalarını hiç görmüyorlar mı? Onları havada Rahman’dan başka tutan yoktur. O elbette her şeyi görür.” (Mülk sûresi, 67/19)
- “O’nun kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır. Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na ağır gelmez.” (Bakara sûresi, 2/255)
- “Hâsılı siz nerede olursanız olun O, ilmi ve kudreti ile sizinle beraberdir.” (Hadîd sûresi, 57/4)
- “Evvel O’dur, Âhir O. Zahir O’dur, Bâtın O. O her şeyi hakkıyla bilir.” (Hadîd sûresi, 57/3)
- “İnsanı Biz yarattık, onun için, nefsinin kendisine neler fısıldadığını, neler telkin ettiğini de Biz pek iyi biliriz. Çünkü Biz ona şahdamarından daha yakınız.” (Kaf sûresi, 50/16)
- “Melekler ve Rûh, O Allah’ın Arşına, miktarı elli bin sene olan bir günde yükselirler.” (Meâric sûresi, 70/4)
- “Allah başkalarına adaleti, hatta adaletten de fazla ihsanı: en güzel davranışı, muhtaç oldukları şeyleri yakınlara vermeyi emreder. Hayasızlığı, çirkin işleri, zulüm ve tecavüzü yasaklar. Düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” (Nahl sûresi, 16/90)