aldıkları halde -bizzat Kur’an olmadıkları için- böyle eksiktirler. Bir hakikat denizi olan Kur’an’ın ayetleri de o denizdeki definenin birer dalgıcıdır. Ama onların gözleri açıktır. Definede ne var ne yoksa görürler. O defineyi öyle bir uyum ve ahenkle tarif edip anlatırlar ki, onun hakiki güzelliğini gösterirler. Mesela,
وَالْأَرْضُ جَمِيعًا قَبْضَتُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَالسَّمٰوَاتُ مَطْوِيَّاتٌ بِيَمِينِه۪
يَوْمَ نَطْوِي السَّمٓاءَ كَطَيِّ السِّجِلِّ لِلْكُتُبِ
ayetleri, ifade ettiği rubûbiyetin büyüklüğünü gördüğü gibi,
إِنَّ اللّٰهَ لَا يَخْفٰى عَلَيْهِ شَيْءٌ فِي الْأَرْضِ وَلَا فِي السَّمٓاءِ
هُوَ الَّذِي يُصَوِّرُكُمْ فِي الْأَرْحَامِ كَيْفَ يَشٓاءُ
مَا مِنْ دٓابَّةٍ إِلَّا هُوَ اٰخِذٌ بِنَاصِيَتِهَا
وَكَأَيِّنْ مِنْ دٓابَّةٍ لَا تَحْمِلُ رِزْقَهَاۗ اَللّٰهُ يَرْزُقُهَا وَإِيَّاكُمْ
ayetleri de ifade ettiği rahmetin enginliğini görüyor, gösteriyor.
Hem خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضَ وَجَعَلَ الظُّلُمَاتِ وَالنُّورَ ayeti, ifade ettiği Cenâb-ı Hakk’ın yaratıcılığının genişliğini görüp gösterdiği gibi, خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ ayeti de O’nun tasarrufunun ve rubûbiyetinin genişliğini görüp gösterir. يُحْيِ الْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا ayeti, bildirdiği büyük hakikati, وَأَوْحٰى رَبُّكَ إِلَى النَّحْلِ ayeti O’nun cömertliğini, وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ وَالنُّجُومَ
Dipnotlar
- “Halbuki bütün bir dünya kıyamet günü O’nun avucunda, gökler âlemi de bükülmüş olarak elinin içindedir.” (Zümer sûresi, 39/67)
- “Gün gelir, gök sayfasını, tıpkı kâtibin yazdığı kâğıdı dürüp rulo yapması gibi düreriz.” (Enbiyâ sûresi, 21/104)
- “Yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.” (Âl-i İmran sûresi, 3/5)
- “O’dur ki, analarınızın rahimlerinde size dilediği şekli verir.” (Âl-i İmran sûresi, 3/6)
- “Yürüyen hiçbir varlık yoktur ki, Allah onun perçeminden tutmuş olmasın.” (Hûd sûresi, 11/56)
- “Nice canlı mahlûk var ki, rızıklarını kendileri taşıyamazlar. Ama size de bütün onlara da rızık veren Allah’tır.” (Ankebût sûresi, 29/60)
- “(Hamd), gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’ın hakkıdır.” (En’âm sûresi, 6/1)
- “Sizi de yaptığınız şeyleri de yaratan (Yüce Allah’tır).” (Sâffât sûresi, 37/96)
- “Ölmüş toprağa nasıl hayat veriyor!” (Rûm sûresi, 30/50)
- “Rabbin bal arısına vahyetti.” (Nahl sûresi, 16/68)