İçeriğe geç
Sözler

tefekkür ettirmek için لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ der. Böylece akılları ikaz için meseleyi akla havale eder.

Üçüncü Cezalet Meziyeti

Kur’an bazen Cenâb-ı Hakk’ın icraatını etraflıca tarif eder. Sonra da bir netice ile özetler. Etraflı izah ile kanaat verir, özetle ezberletir, bağlar.

Mesela,

وَكَذٰلِكَ يَجْتَبِيكَ رَبُّكَ وَيُعَلِّمُكَ مِنْ تَأْوِيلِ الْأَحَادِيثِ وَيُتِمُّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكَ وَعَلٰٓى اٰلِ يَعْقُوبَ كَمٓا أَتَمَّهَا عَلٰٓى أَبَوَيْكَ مِنْ قَبْلُ إِبْرٰهِيمَ وَإِسْحٰقَۚ إِنَّ رَبَّكَ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

İşte Hazreti Yusuf’a ve ecdadına verilen nimetlere bu ayetle işaret eder. Der ki: “Sizi bütün insanlar içinde peygamberlik makamıyla üstün kıldı. Bütün peygamberler silsilesini soyunuza bağlayıp sizi insanlığın baş silsilesi yaptı. Ailenizi ilahî ilim ve Rabbanî hikmetin talim ve hidayet merkezi haline getirip o ilim ve hikmetle, dünyanın mesut saltanatını ahiretin ebedî saadetiyle sizde birleştirdi… Seni ilim ve hikmetle Mısır’a hem aziz bir sultan, hem yüce bir peygamber, hem de hikmetli bir yol gösterici kıldı.” İşte Cenâb-ı Hakk’ın böyle nimetlerini sayarak Hazreti Yusuf’u ve onun soyunu ilim ve hikmetle aziz kıldığını bildirir. Sonra, “Senin Rabbin Alîm ve Hakîm’dir” der, “O’nun rubûbiyeti ve hikmeti, senin ve soyunun Alîm ve Hakîm isimlerine mazhar olmanızı gerektirir.” İşte ayet, o geniş nimetleri şu netice ile özetler.

Hem mesela,

قُلِ اللّٰهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَنْ تَشٓاءُ ayeti, Cenâb-ı Hakk’ın, insanlığın toplum hayatındaki icraatlarını gösterir. Şöyle ki: İzzet ve zillet, fakirlik ve servet doğrudan doğruya Cenâb-ı Hakk’ın dilemesine, iradesine bağlıdır. Demek, “İnsanlığın sayısız tabakasıyla alâkalı en dağınık tasarruflara kadar her şey O’nun dilemesi ve takdiriyledir,

507