sûrelerin başındaki “huruf-u mukatta”da gayba ait birçok hadisenin işaretlerini ve haberlerini görmüştür... Bunun gibi, eşyanın iç yüzüne vâkıf âlimler için Kur’an, baştan sona gayba dair haberlerle doludur. Biz yalnızca herkesi ilgilendirecek bir kısmına işaret edeceğiz. Bunun da pek çok tabakası var, yalnız birinden bahsedeceğiz.
İşte Kur’an-ı Hakîm, Resûl-u Ekrem’e (aleyhissalâtü vesselam) der ki:
فَاصْبِرْ إِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ
لَتَدْخُلُنَّ الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ إِنْ شٓاءَ اللّٰهُ اٰم۪نِينَۙ مُحَلِّقِينَ رُؤُۧسَكُمْ وَمُقَصِّرِينَ لَا تَخَافُونَ
هُوَ الَّذِۤي أَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدٰى وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّه۪
وَهُمْ مِنْ بَعْدِ غَلَبِهِمْ سَيَغْلِبُونَ فِي بِضْعِ سِنِينَ لِلّٰهِ الْأَمْرُ
فَسَتُبْصِرُ وَيُبْصِرُونَ بِأَيِّكُمُ الْمَفْتُونُ
أَمْ يَقُولُونَ شَاعِرٌ نَتَرَبَّصُ بِه۪ رَيْبَ الْمَنُونِ قُلْ تَرَبَّصُوا فَإِنِّي مَعَكُمْ مِنَ الْمُتَرَبِّصِينَ
وَاللّٰهُ يَعْصِمُكَ مِنَ النَّاسِ، فَإِنْ لَمْ تَفْعَلُوا وَلَنْ تَفْعَلُوا، وَلَنْ يَتَمَنَّوْهُ أَبَدًا
Dipnotlar
- Bazı sûrelerin başında bulunan ve birer ilahî şifre vasfı taşıyan harfler. Elif, lam, mim, yâ, sin gibi…
- Haşiye: Gaybdan haber veren, kıymetli birer hazine olan bu ayetler pek çok tefsirde izah edildiğinden ve eski harfle basılması niyetinin müellifine verdiği aceleden dolayı burada izahsız ve kapalı kaldılar.
- “O halde sabret! Çünkü Allah’ın vaadi kesindir.” (Rûm sûresi, 30/60; Mü’min sûresi, 40/55, 77)
- “İnşallah siz kiminiz başını tıraş ettirmiş, kiminiz saçlarını kısaltmış olarak, Mescid-i Haram’a korkmaksızın, tam bir güven içinde gireceksiniz.” (Fetih sûresi, 48/27)
- “Bütün dinlere üstün kılmak için resûlünü hidayet ve hak dinle gönderen O’dur.” (Fetih sûresi, 48/28)
- “Ama bu yenilgilerinden sonra galip gelecekler. Birkaç yıl içinde. Çünkü işleri karara bağlama yetkisi Allah’a aittir.” (Rûm sûresi, 30/3-4)
- “Yakında göreceksin, onlar da görecekler. Hanginizde imiş o dertler, o delilikler.” (Kalem sûresi, 68/5-6)
- “Ne o, yoksa onlar senin hakkında ‘Şairin biri, feleğin onun başına neler getireceğini göreceğiz’ mi diyorlar? De ki: Bekleyin bakalım! Ben de sizin feci âkıbetinizi bekliyorum.” (Tûr sûresi, 52/30-31)
- “Allah seni, zarar vermek isteyenlerin şerlerinden koruyacaktır.” (Mâide sûresi, 5/67)
- “Bunu yapamazsanız –ki hiçbir zaman yapamayacaksınız.” (Bakara sûresi, 2/24)
- “Onlar asla onu (ölümü) temenni etmezler.” (Bakara sûresi, 2/95)