ile başlayan deliller zinciri, bir cevherler, nurlar, mucizeler ve veciz ifadeler silsilesidir. Kalb istiyor ki, şu definelerde gizli olan elmasları göstereyim. Fakat ne yapayım, makam bunu kaldırmıyor. Başka vakte erteleyip o kapıyı şimdi açmıyorum.
Hem mesela
فَأَرْسِلُونِ يُوسُفُ أَيُّهَا الصِّدِّيقُ
فَأَرْسِلُونِ beyanıyla يُوسُفُ kelimesinin arasında şu ifade var:
إِلٰـى يُوسُفَ لِأَسْتَعْبِرَ مِنْهُ الرُّؤْيَا فَأَرْسَلُوهُ فَذَهَبَ إِلَى السِّجْنِ وَقَالَ يُوسُفُ
Demek, beş cümle veciz bir şekilde bir cümlede özetlendiği halde açıklığı bozulmuyor, anlamayı zorlaştırmıyor.
Hem mesela: اَلَّذِي جَعَلَ لَكُمْ مِنَ الشَّجَرِ الْأَخْضَرِ نَارًا ayetine bak: Asi insanın “Çürümüş kemikleri kim diriltecek?” diye meydan okur gibi inkârına karşı Kur’an der ki: “Onları ilk kim yaratmışsa o diriltecek. O Zât, her bir şeyi her haliyle bilir. Hem size yeşil ağaçtan ateş çıkaran bir Zât, çürümüş kemiğe de hayat verebilir.” İşte bu ayet, yeniden diriliş meselesine farklı yönleriyle bakar, onu ispatlar.
Öncelikle, Cenâb-ı Hakk’ın insana ihsan ettiği nimet silsilesini hatıra getirir. Fakat başka ayetlerde etraflıca anlattığı için kısa keser, meseleyi akla havale eder. Yani, “Size ağaçtan meyveyi ve ateşi, ottan erzakı ve tohumları, topraktan tahıl ve bitkileri verdiği gibi, yeryüzünü –her bir erzakınızın içinde bulunduğu– hoş bir beşik ve âlemi, güzel ve bütün ihtiyaçlarınızı içinde saklayan bir saray yapan Zât’tan kaçıp başıboş kalarak hiçliğe, yokluğa saklanılmaz. Vazifesiz olarak kabre girip uyandırılmamak üzere rahat yatamazsınız.” der.
Sonra ayet o hakikatin bir deliline işaret eder, اَلشَّجَرِ الْأَخْضَرِ kelimesiyle şu mânâyı bildirir: Ey haşri inkâr eden adam! Ağaçlara bak…
Dipnotlar
- “Hele siz beni hapishaneye bir gönderiverin. Yusuf! Sözü doğru ve isabetli olan aziz dostum!” (Yûsuf sûresi, 12/45-46)
- “Beni Yusuf’a gönderin.” (Yûsuf sûresi, 12/45)
- “Yusuf!” (Yûsuf sûresi, 12/46)
- Gönderiverin onu, Yusuf’a rüyayı tabir ettirmek için. Onu önderdiler. O da zindana gitti. Ve şöyle dedi: “Yusuf...”
- “O’dur ki sizin için yeşil ağaçtan bir ateş yaratır.” (Yâsîn sûresi, 36/80)
- Yâsîn, 36/78.
- Yâsîn, 36/79, 80.
- “Yeşil ağaç.” (Yâsîn sûresi, 36/80)