cenneti düşünür. Bir kısım, ebedî saadeti arzu eder. Bir kısım, yalnız Allah’ın rızasını diler. Bir kısım ise Cenâb-ı Hakk’ın cemâlini görmeyi asıl gaye bilir... Bunun gibi, pek çok yerde Kur’an sözün ucunu açık bırakır ki, herkes kendi hissesini alsın. Kısaca söyler ki, çok mânâ ifade etsin. İşte bu ayette de اَلْمُفْلِحُون der, kurtuluşu bulanların neye erişeceğini tam olarak tayin etmez. Böylece âdeta şunu söyler:
“Ey Müslümanlar!.. Müjde size! Ey takva sahibi! Sen cehennemden kurtulursun. Ey salih! Sen cennette kurtuluşa erersin. Ey arif! Sen Allah’ın rızasına ulaşırsın. Ey âşık! Sen de O’nun cemâlini görmeye mazhar olursun.” İşte beyanının kuşatıcılığı yönüyle Kur’an’ın ayetlerinin, kelimelerinin, harflerinin, hatta bir meseleyi ifade etmemesinin ayrı ayrı binlerce mânâsından, bunun binlerce örneğinden yalnız birkaç tanesini gösterdik. Başka ayetleri ve kıssaları da bunlara kıyaslayabilirsin.
Mesela: فَاعْلَمْ أَنَّهُ لٓا إِلٰهَ إِلاَّ اللّٰهُ وَاسْتَغْفِرْ لِذَنْبِكَ ayetinin o kadar farklı yönleri ve öyle mertebeleri var ki, bütün evliya tabakaları, manevî yolculuklarında, her mertebede şu ayete ihtiyaçlarını görüp ondan kendi derecelerine lâyık manevî bir gıda, taze bir mânâ almışlar. Çünkü “Allah”, Cenâb-ı Hakk’ın öteki isimlerini de kapsayan bir isim olduğundan, içinde O’nun güzel isimleri sayısıınca tevhid mertebesi bulunur. أَيْ لَا رَزَّاقَ إِلاَّ هُوَ لَا خَالِقَ إِلاَّ هُوَ لَا رَحْمٰنَ إِلاَّ هُوَ ve bunun gibi…
Hem mesela: Kur’an kıssalarından Hazreti Musa’nın (aleyhisselam) kıssasının, âdeta onun asâsı (asâ-yı Musa) gibi binlerce faydası var. O kıssanın hem Hazreti Peygamber’i (aleyhissalâtü vesselam) teskin ve teselli, hem kâfirleri tehdit, hem münafıkları kınama, hem de Yahudileri azarlayarak ikaz etme gibi pek çok maksadı ve yönü bulunur. Onun için farklı sûrelerde tekrar edilmiştir. Her yerde bütün maksatlar ifade edilmekle beraber yalnız biri asıl maksat olur, diğerleri ona tâbi kalır.
Soru: Kur’an’ın, bu örneklerdeki bütün mânâları işaret ettiğini nereden bileceğiz?
Cevap: Madem Kur’an ezelî bir hutbedir. Hem her asırdaki çeşit
Dipnotlar
- “O halde şu gerçeği hiç unutma ki, Allah’tan başka ilah yoktur. Sen kendi günahından dolayı Allah’tan af dile.” (Muhammed sûresi, 47/19)
- Yani, O’ndan başka hiçbir rızık verici yoktur, O’ndan başka hiçbir yaratıcı yoktur, O’ndan başka Rahman yoktur.