أَمْ لَهُمْ سُلَّمٌ يَسْتَمِعُونَ فِيهِۚ فَلْيَأْتِ مُسْتَمِعُهُمْ بِسُلْطَانٍ مُبِينٍ Veyahut cinlere ve şeytana uyup kâhinler ve ruh çağıran ispirtizmacılar gibi, gayb âlemine başka bir yol mu bulunduğunu zannediyorlar? Eğer öyleyse şeytanlarına kapanan gök kapılarına çıkmak için bir merdivenleri olduğunu mu sanıyorlar ki, senin göklerden verdiğin haberleri yalanlıyorlar! Böyle şarlatanların inkârları, hiç hükmündedir.
أَمْ لَهُ الْبَنَاتُ وَلَكُمُ الْبَنُونَ Yoksa “ukûl-ü aşere” ve “erbâb-ül enva” adıyla Yaratıcıya ortak koşan inkârcı felsefeciler gibi, yıldızlara ve meleklere bir tür ilahlık verip yıldıza tapan topluluklar ve Cenâb-ı Hakk’a evlat atfeden sapkınlar gibi; o Ehad ve Samed Zât’ın varlığının vücûbiyetine, birliğine, Samediyetine, mutlak istiğnasına zıt bir şekilde, O’na evlat isnat ederek, meleklerin bile kulluğuna ve masumiyetine aykırı olan dişiliği mi yakıştırırlar? İnandıkları şeyleri kendilerine şefaatçi mi sanıyorlar ki sana uymuyorlar? İnsan gibi varlığı ve yokluğu imkân dâhilinde olan, fâni, türünün bekâsına muhtaç, cismanî, çoğalmaya müsait, aciz, dünyaya tutkun, yardımcı bir vârise ihtiyaç duyan varlıklar için tenasül yani çoğalma, yardımlaşma vasıtasıdır, hayatın ve neslin devamı için gereklidir. Elbette varlığı vacip ve daimî, ezelî ve ebedî, Zât’ı cismaniyetten uzak ve yüce, mahiyeti acz ve çokluktan münezzeh, temiz, kudreti aczden arınmış ve benzersiz Zât-ı Zülcelâl’e evlat isnat etmek; hem de aciz, varlığı ve yokluğu imkân dâhilinde olan, miskin insanların dahi beğenmedikleri ve gururlu bir şekilde izzetlerine yakıştıramadıkları sayısız kız evlat yakıştırmak öyle bir safsatadır ve öyle bir divanelik hezeyanıdır ki, o fikirde olanların inkârları bir hiçtir. Aldırmamalısın. Her sersemin safsatasına, her divanenin saçmalamasına kulak verilmez.
أَمْ تَسْأَلُهُمْ أَجْرًا فَهُمْ مِنْ مَغْرَمٍ مُثْقَلُونَ Veyahut hırsa ve cimriliğe alışmış, azgın, zalim, dünya düşkünü insanlar gibi senin tekliflerini ağır mı
Dipnotlar
- “Yoksa onların yükselmelerini sağlayan bir merdivenleri, kuleleri var da o sayede mi göklerin haberlerini dinliyorlar? Öyleyse o haber dinleyen kimseler, meleklerin sözlerini dinlediğine dair kesin bir delil getirsin!” (Tûr sûresi, 52/38)
- “Yoksa kız çocukları O’nun da, erkekler sizin mi?” (Tûr sûresi, 52/38)
- Bazı eski felsefecilere göre kâinatı idare eden on akıl.
- Her varlık türünün bir ilahının olduğunu iddia eden düşünce.
- Zorunlu, vacip, varlığı kendinden olma.
- “Yoksa onlardan vahyi tebliğ, peygamberlik ve irşad hizmetlerinden ötürü bir ücret istiyorsun da onlar ağır bir borç yükü altında eziliyorlar mı?” (Tûr sûresi, 52/40)