Dördüncüsü: أَنْ يَأْكُلَ لَحْمَ[ etini yemek] ifadesiyle der ki: İnsanlığınıza ne olmuş ki, arkadaşlarınızı dişlerinizle böyle canavarcasına parçalıyorsunuz?
Beşincisi: أَخِيهِ[ kardeşini] kelimesiyle der ki: Hemcinslerinize karşı hiç acımanız, yakınlarınızı affetmeniz yok mu ki, böyle pek çok yönden kardeşiniz olan bir mazlumun manevî şahsiyetini insafsızca dişliyorsunuz? Hiç aklınız yok mu ki, divane gibi dişinizle kendi uzvunuzu ısırıyorsunuz?
Altıncısı: [ مَيْتًا ölü] kelimesiyle der ki: Vicdanınız nerede?.. Fıtratınız bozulmuş mu ki, en hürmete lâyık bir konumdaki kardeşinizin etini yemek gibi iğrenç bir işi yapıyorsunuz?
Demek, birinin kusurlarını konuşup onu ayıplamak ve gıybet; aklen, kalben, insanlıkça, vicdanen, fıtraten, İslamî hassasiyet ve milliyetçe kınanmıştır. İşte bak, şu ayet başkalarını çekiştirip ayıplamayı altı mertebede nasıl mucizevî bir üslûpla kınıyor. Az sözle çok şey anlatarak o günahtan altı derecede sakındırıyor.
• Kur’an’daki ispat makamının binlerce örneğinden, mesela Rûm Sûresindeki
فَانْظُرْ إِلىٰٓ اٰثَارِ رَحْمَتِ اللّٰهِ كَيْفَ يُحْيِ الْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا إِنَّ ذٰلِكَ لَمُحْيِ الْمَوْتٰىۚ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
ayeti, haşrin ispatını ve onu akıldan uzak görmenin temelsizliğini öyle bir tarzda beyan eder ki, bunun ötesinde ispat olamaz. Şöyle ki: Onuncu Söz’ün Dokuzuncu Hakikat’inde ve Yirmi İkinci Söz’ün Altıncı Lem’a’sında ispat ve izah edildiği gibi, her bahar mevsiminde yeryüzünü yeniden dirilterek üç yüz bin tarzda haşrin numunelerini gösteren, her şeyi son derece girift bir şekilde birbirine karıştırdığı halde son derece intizam ile birbirinden ayırarak insanın nazarına sunan bir Zât’a haşir ve kıyameti yaratmak elbette ağır gelmez, der. Hem yeryüzü sayfasında yüz binlerce varlık türünü beraber, birbiri içinde, kudret kalemiyle hatasız, kusursuz yazmak, Vahid ve Ehad bir Zât’ın mührü olduğundan, şu ayet O’nun birliğini, benzerinin ve ortağının
Dipnotlar
- “İşte bak, Allah’ın rahmetinin eserlerine, ölmüş toprağa nasıl hayat veriyor! İşte bunları yapan kim ise, ölüleri de O diriltecektir. O, her şeye hakkıyla kadirdir.” (Rûm sûresi, 30/50)