İçeriğe geç
Sözler

kafandaki akıl, geçmiş elemlerin ve gelecek korkularının tokadıyla yüzüne, gözüne, başına vurarak seni döver. Bir lezzete bin elem katar. Hayvan ise elemsiz, güzel bir lezzet alarak zevk içinde yaşar. Öyleyse önce aklını çıkar, at, sonra hayvan ol! Haddini bildiren كَالْأَنْعَامِ بَلْ هُمْ أَضَلُّ sillesini gör.

Beşinci Meyve

Ey nefis! Tekrar tekrar söylediğimiz gibi, insan, yaratılış ağacının meyvesi olduğundan; meyve gibi en uzak, en kapsamlı, her şeye bakan bir kalb çekirdeğini taşıyan ve yüzü onu Allah’tan uzaklaştıran sayısız şeye, fâniliğe, dünyaya dönük bir varlıktır. Kulluk ise insanın yüzünü fânilikten bekâya, halktan Hakk’a, o sayısız şeyden birliğe, sondan başa çeviren bir bağ veyahut baş ile son arasında bir kavuşma noktasıdır.

Nasıl ki, tohum olacak kıymetli, şuurlu bir meyve, ağacın altındaki canlılara baksa, güzelliğine güvense, kendini onların eline atsa veya gafletle düşse ellerinde kalır, parçalanır, basit bir meyve gibi ziyan olur. Eğer dayanak noktasını bulsa, içindeki çekirdeğin, ağacın bir ve bütün olarak bekâsına ve hakikatinin devamına vasıta olacağını düşünebilse, o vakit o tek meyve içinde bir tek çekirdek, bâki bir ömür içinde daimî ve küllî bir hakikate mazhar olur.

Aynen öyle de, insan kendisini Allah’tan uzaklaştıran sayısız şeye dalarak kâinatın içinde boğulup dünya sevgisiyle sersemlese, fânilerin tebessümlerine aldansa, onların kucaklarına atılsa, elbette sonsuz zarar eder. Hem fenâ hem fâni bir şekilde yokluğa düşer. Kendini mânen yok eder. Eğer Kur’an’ın lisanından kalb kulağıyla iman derslerini işitip başını kaldırsa, O’nun birliğine yönelse, kulluğun miracıyla kemâlât arşına çıkabilir, ölümsüz bir insan olur.

Ey nefsim! Madem hakikat böyledir ve madem millet-i İbrahim’densin (aleyhisselam); Hazreti İbrahim gibi لٓا أُحِبُّ الْاٰفِلِينَ de, yüzünü Bâki Sevgili’ye çevir ve benim gibi şöyle ağla…

440