İçeriğe geç
Sözler

ve sanatça bütün kâinatın kalbi, merkezi.. bütün sanat mucizelerinin sergisi.. Cenâb-ı Hakk’ın isimlerinin bütün tecellilerinin mazharı ve odak noktası.. sonsuz Rabbânî icraatın mahşeri, aynası.. Cenâb-ı Hakk’ın hadsiz yaratıcılığının, bilhassa sayısız küçük bitki ve hayvan türlerindeki cömertçe yaratmanın zemini, çarşısı.. pek geniş ahiret âlemlerindeki sanatlı eserlerin küçük ölçekteki misallerinin sergisi.. ebedî dokumaların süratle işleyen tezgâhı.. bâki manzaraların çabuk değişen bir taklit yeri.. ve ebedî cennet bahçelerinin tohumcuklarının süratle sümbüllendiği dar ve geçici bir tarla, yetiştirilip büyütüldüğü bir yer olmuştur.

İşte bu manevî büyüklüğü ve sanatça kıymetindendir ki, Kur’an-ı Hakîm, göklere nispeten büyük bir ağacın küçük bir meyvesi hükmünde olan yeryüzünü, küçücük bir kalbi büyük bir kalıba denk tutar gibi, kâinata denk tutuyor. Onu bir kefeye, gökleri bir kefeye koyuyor. Tekrar tekrar رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضِ diyor.

İşte diğer meseleleri buna kıyasla ve anla ki, felsefenin ruhsuz, sönük hakikatleri Kur’an’ın parlak ve canlı hakikatleriyle boy ölçüşemez. Bakış açıları ayrı ayrı olduğu için hakikat farklı görünür.

Dördüncü Dal

أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللّٰهَ يَسْجُدُ لَهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِي الْأَرْضِ وَالشَّمْسُ وَالْقَمَرُ وَالنُّجُومُ وَالْجِبَالُ وَالشَّجَرُ وَالدَّوَابُّ وَكَثِيرٌ مِنَ النَّاسِ وَكَثِيرٌ حَقَّ عَلَيْهِ الْعَذَابُ وَمَنْ يُهِنِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ مُكْرِمٍ إِنَّ اللّٰهَ يَفْعَلُ مَا يَشٓاءُ

Şu büyük ve geniş ayetin hazinesinden yalnız bir tek cevheri göstereceğiz:

Kur’an-ı Hakîm açıkça bildiriyor ki: Arştan yere, yıldızlardan sineklere, meleklerden balıklara, gezegenlerden zerrelere kadar her şey Cenâb-ı Hakk’a secde, ibadet, hamd ve O’nu tesbih eder. Fakat ibadetleri, ayna

426