İçeriğe geç
Sözler

irşad, lüzumsuz şeylerin üstü kapalı bir şekilde, kısaca anlatılmasını ve ince şeylerin temsille akla yaklaştırılmasını ister. Safsata ve yanlışa düşürmemek için, onların sığ nazarlarında aşikâr olan şeyleri lüzumsuz, belki zararlı bir surette değiştirmemeyi gerektirir.

Mesela Kur’an, güneş için der ki, “Dönen bir kandil, bir lambadır.”Zira güneşten, güneşin mahiyeti için bahsetmez. Onun bir çeşit intizamın zembereği ve bir düzenin merkezi olduğunu, o intizam ve düzenin ise Sâni’in marifetine ayna olduğunu bildirir. Evet, Kur’an,وَالشَّمْسُ تَجْرِي “Güneş döner.” der. “Döner” tabiriyle, kış-yaz, gece-gündüz değişimindeki kusursuz kudret tasarrufunu hatırlatıp Sâni’in büyüklüğünü anlatır. İşte, bu “dönmek” fiilinin hakikati ne olursa olsun, kastedilen, nakış nakış işlenen ve görünen intizama tesir etmez.

Hem Kur’an,وَجَعَلَ الشَّمْسَ سِرَاجًا der. “Sirac” yani “lamba” tabiriyle, âlemin bir saray şeklinde yaratıldığını, içindeki eşyanın ise insanlar ve canlılar için hazırlanmış ziynetler, yiyecekler ve hayat için gerekli şeyler olduğunu; güneşin de o sarayı aydınlatan itaatkâr bir lamba mahiyeti taşıdığını hatırlatarak Hâlık’ın rahmet ve ihsanını anlatır.

Şimdi bak, şu sersem ve geveze felsefe ise ne der:

“Güneş sıvı haldeki büyük bir ateş kütlesidir. Kendisinden kopmuş olan gezegenleri etrafında döndürür. Büyüklüğü şu kadardır, mahiyeti şöyledir, böyledir…” Ruha korkutucu bir dehşetten, müthiş bir hayretten başka bir şey vermez. Güneşten Kur’an gibi bahsetmez.

İşte, içi kof, dışı gösterişli felsefî meselelerin ne kıymette olduğunu buradan anla. Onların görünüşteki parlaklığına aldanıp Kur’an’ın gayet mucizevî beyanına karşı hürmetsizlik etme!

Bir Hatırlatma: Arapça Risale-i Nur’da On Dördüncü Reşha’nın altı “katre”si, bilhassa Dördüncü Katre’nin altı “nükte”si, Kur’an-ı Hakîm’in kırk kadar mucizelik yönünden on beşini bildirir. Onunla yetinerek burada kısaca temas ettik. İstersen ona müracaat et, bir mucizeler hazinesi bulursun.

299