İçeriğe geç
Sözler

اَزْ انْ دَرْدِ گرِينِ «لٓا أُحِبُّ الْاٰفِلِينَ» مِي زَنَدْ قَلْبَمْ

İşte o ayrılığa mahkûm kavuşmaların, o elemli, mecazî aşkların derdinden ve belâsındandır ki, kalbim Hazreti İbrahim gibi لٓا أُحِبُّ الْاٰفِلِينَ feryadıyla ağlıyor ve bağırıyor.

دَرْ اِينْ فَانِي بَقَا خَازِي بَقَا خِيزَدْ فَنَادَنْ

Eğer şu fâni dünyada bekâ istiyorsan; bekâ, fânilikten çıkıyor. Nefs-i emmareni fâni kıl ki, bâki olasın.

فَنَا شُو، هَمْ فَدَا كُنْ، هَمْ عَدَمْ بِينْ، كِه اَزْ دُنْيَا «بَقَايَه» رَاهْ «فَنَادَنْ»

Dünyaya taparcasına bağlanmanın esası olan kötü ahlâktan sıyrıl, fâni ol! Sahip bulunduklarını Hakiki Sevgili’nin yolunda feda et! Varlıkların yokluğu haber veren âkıbetlerini gör! Çünkü şu dünyadan bekâya giden yol, fânilikten geçiyor.

فِكِرْ فِيزَارْ مِي دَارَدْ، اَنِينِ «لٓا أُحِبُّ الْاٰفِلِينَ» مِي زَنَدْ وِجْدَانْ

Sebeplerin içine dalan insan aklı, dünyanın yok olacağını düşünmenin sarsıntısıyla hayrette kalıp ümitsizce feryat ediyor. Hakiki bir varlık isteyen vicdan, Hazreti İbrahim (aleyhisselam) gibi لٓا أُحِبُّ الْاٰفِلِينَ inlemesiyle mecazî sevgililerden ve gelip geçici şeylerden alâkasını kesip Hakiki Mevcud’a ve Bâki Sevgili’ye bağlanıyor.

بِدَانْ اَي نَفْسِ نَادَانَمْ! كِه: دَرْ هَرْ فَرْد اَزْ فَانِي دُو رَاهْ هَسْت

بَا بَاقِي، دُو سِرِّ جَانِ جَانَانِي

Ey cahil nefsim! Bil ki, dünya ve varlıklar gerçi fânidir, fakat her fâni şeyde, bâkiye ulaştıran iki yol bulabilirsin. Can ve canan olan Ebedî Sevgili’nin cemâl tecellilerinden iki parıltıyı, iki sırrı görebilirsin. Ancak, fâni suretlerden ve kendinden geçebilmen şartıyla...

كِه دَرْ نِعْمَتْهَا اِنْعَامْ هَسْت وَپَسْ اٰثَارْهَا اَسْمَا بِگِـيرْ مَغْزِي،

و مِيزَنْ دَرْ فَنَا انْ قِشْرِ بِي مَعْنَا

Evet, nimetlerin içinde nimet verme fiili görünür, Rahman’ın iltifatı

267