Güzel değildir batıp kaybolan bir sevgili… Çünkü yokluğa mahkûm olan, hakiki güzel olamaz; ebedî aşk için yaratılan ve Samed’in aynası olan kalb ile sevilmez ve sevilmemeli!
نَمِي اَرْزَدْ «غُرُوبْدَه» غَيْبْ شُدَنْ مَطْلُوبْ
İstenen bir şey ki, batıp kaybolmaya mahkûmdur; kalbin alâkasına, aklın merakına değmez, arzulara yuva olamaz. Gam ve kederle ardından üzülmeye lâyık değildir. Nerede kaldı ki, kalb ona tapsın ve bağlanıp kalsın!
نَمِي خَاهَمْ «فَنَادَه» مَحْوْ شُدَنْ مَقْصُودْ
Arzu edilen bir şey ki, fânilikte mahvoluyor, onu istemem. Çünkü fâniyim, fâni olanı istemem, neyleyeyim!..
نَمِي خَانَمْ «زَوَالْدَه» دَفْنْ شُدَنْ مَعْبُودْ
Bir mabud ki, yokluğa gömülüyor, onu çağırmam, ona sığınmam. Çünkü sonsuz derecede muhtaç ve acizim. Aciz olan, benim pek büyük dertlerime deva bulamaz, ebedî yaralarıma merhem süremez. Yokluktan kendini kurtaramayan, nasıl mabud olur?
عَقْل فَرْيَادْ مِي دَارَدْ، نِدَاءِ «لٓا أُحِبُّ الْاٰفِلِينَ» مِي زَنَدْ رُوحَمْ
Evet, görünüşe göre hüküm veren akıl, kâinatın şu keşmekeşinde taparcasına bağlandığı şeylerin yok olduğunu görüp ümitsizce feryat eder ve bâki bir sevgiliyi arayan ruh da لٓا أُحِبُّ الْاٰفِلِينَ diye haykırır.
نَمِي خَاهَمْ نَمِي خَانَمْ نَمِي تَابَمْ فِرَاقِي
İstemem, arzu etmem ayrılığı, ona dayanamam…
نَمِي اَرْزَدْ «مَرَاقَه» اِينْ زَوَالْ دَرْ پَسْ تَلَاقِي
Hemen arkasından gelen ayrılıkla acılaşan kavuşmalar, kedere ve meraka değmez. Arzu duymaya hiç lâyık değildir. Çünkü lezzetin bitmesi elem olduğu gibi, bunu düşünmek de bir elemdir. Mecazî aşka düşen bütün âşıkların divanları, yani aşknâmeleri olan manzum kitapları, şu ayrılık düşüncesinden gelen elemden birer feryattır. Her birinin şiirlerinin ruhunu sıksan, elemli birer feryat damlar.