Cevap: Madem tam imana ulaşmak için bir izah istiyorsun, biz de Kur’an’ın feyzine dayanarak deriz ki: Allah’ın Nur ismi pek çok zor meselemizi halletmiştir, inşallah bunu da halleder. Akla açık olan, kalbe nur veren temsil yolunu tercih ederek İmam-ı Rabbanî (radiyallahü anh) gibi şöyle deriz:
نَه شَبَمْ نَه شَبْ پَرَسْتَمْ مَنْ غُلَامِ شَمْسَمْ أَزْ شَمْسِ مِي گُويَمْ خَبَرْ
Temsil, Kur’an’ın mucizevî üslûbunun en parlak aynalarından biri olduğu için biz de şu sırra bir temsille bakacağız. Şöyle ki:
Bir tek zât, farklı aynalar vasıtasıyla külliyet kazanır. Aslında küçük ve sınırlı iken çok geniş icraata sahip bir küllî hükmüne geçer. Mesela, güneş belli, tek bir varlık iken şeffaf şeyler vasıtasıyla öyle geniş bir tesire sahip olur ki, yeryüzünü ışığıyla, akisleriyle doldurur. Hatta damlalar ve parlak zerreler sayısınca cilveleri bulunur. Güneşin sıcaklığı, ışığı ve ışığındaki yedi rengin her biri, ulaştığı şeyleri içine alıp kuşatırken, her bir şeffaf şey de suretiyle beraber güneşin sıcaklığını, ışığını ve yedi rengini göz bebeğinde saklar, temiz kalbini onlara bir taht yapar. Demek güneş, tekliği itibarı ile ulaştığı her şeyi birden kuşattığı gibi, her bir şeyde de ayrı ayrı tecellileriyle, pek çok sıfatı ve kendine ait bir cilvesiyle bulunur.
Madem temsilden suretlerin görünmesi bahsine geçtik. Bunun birçok çeşidinden, şu meseleyi anlamayı sağlayacak üçüne işaret edeceğiz.
Birincisi: Şeffaf olmayan maddî şeylerin akisleridir. O akisler hem o şeyden farklıdır –aynısı değil– hem de cansızdır, ölüdür. Görünüşten ibaret benzerlikten başka aslının hiçbir hususiyetine sahip değildir. Mesela, sen aynalarla dolu bir mahzene girsen, bir Said binlerce Said olur. Fakat canlı olan yalnız sensin, ötekiler ölüdür. Onlarda hayat alâmeti yoktur.
İkincisi: Nuranî olan maddî şeylerin akisleridir. Bu, o şeyin kendisi değilse de, ondan tamamen farklı da değildir. Mahiyeti onun yerini tutmaz, fakat o nuranî şeyin pek çok hususiyetine sahiptir. Onun gibi canlı sayılır. Mesela, güneş dünyaya nüfuz eder. Her bir aynada aksini
Dipnotlar
- “Ben ne geceyim ne de geceye kulluk ederim. Ben bir hakikat güneşinin hizmetkârıyım ki, size O’ndan haber getiriyorum.” İmam Rabbânî, el-Mektûbât 1/124 (130. Mektup).