بِسْــــــمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
فَنَادٰى فِي الظُّلُمَاتِ أَنْ لٓا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَۗ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ
إِذْ نَادٰى رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَأَنْتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ
فَإِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِيَ اللّٰهُ لٓا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ
حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ، لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ
يَا بَاقِي أَنْتَ الْبَاقِي.. يَا بَاقِي أَنْتَ الْبَاقِي
لِلَّذِينَ اٰمَنُوا هُدًى وَشِفٓاءٌ
Otuz Birinci Mektup’un birinci kısmı, her zaman, bilhassa akşam ve yatsı vakitleri arasında otuz üçer defa okunması çok faziletli olan bu mübarek ayetlerin ve sözlerin her birinin sayısız nurundan birer nuru gösteren altı lem’adır.
Dipnotlar
- “Sonra (düştüğü balığın karnının, gecenin, denizin ve içinde bulunduğu halin) karanlıkları içinde, ‘Senden başka ilah yoktur. Sen her türlü kusurdan, eksiklikten, eşi-ortağı bulunmaktan mutlak münezzehsin. Ben gerçekten kendine yazık edenlerden oldum!’ diye yakardı.” (Enbiyâ sûresi, 21/87).
- “‘Ya Rabbi, bu dert bana iyice dokundu. Sen merhametlilerin en merhametlisisin.’ diye niyaz etmişti.” (Enbiyâ sûresi, 21/83).
- “(Ey Resûlüm! Sen böyle onların üzerine titrerken) onlar hâlâ senden ve yolundan yüz çevirecek olurlarsa de ki: Bana (yardımcı ve destekçi olarak) Allah kâfidir. O’ndan başka ilah yoktur. Ben O’na dayandım, O’na güvendim ve O, (bütün kâinatın, bütün varlıkların idare merkezi olan) Büyük Arş’ın Rabbi, (bütün kâinatın mutlak Sultanı, bütün varlıkların yegâne sığınağı, besleyip yaşatanı, koruyup gözetenidir).” (Tevbe sûresi, 9/129).
- “Allah bize yeter. O ne güzel vekildir!” (Âl-i İmran sûresi, 3/173).
- “Hareket ve güç, ancak yüceler yücesi ve pek büyük olan Cenâb-ı Hakk’ın dilemesi ile olur.” Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu sözün, cennet hazinelerinden biri olduğunu bildirmiştir. Bkz. Buhârî, meğâzî 38, deavât 51, 68, kader 7; Müslim, zikir 44-46.
- Ey Kendinden başka her şeyin fâni olduğu tek Bâki!
- “O (Kur’an), iman edenler için hidayet ve şifadır.” (Fussilet sûresi, 41/44).