İçeriğe geç

sene ağaç ve hayvanların elbiseleri hükmündeki suretlerini yenilemek gibi hiçbir inkılâp yoktur ki, kusursuz düzeniyle Senin varlığına ve birliğine işaret etmesin…

Hiçbir hayvan yoktur ki, kendisine zayıflığının ve ihtiyacının derecesine göre çok şefkatlice verilen rızkıyla ve yaşaması için lüzumlu şeylerin hikmetli bir şekilde ihsan edilmesiyle, Senin varlığına ve birliğine şahit olmasın…

Hem her bahar mevsiminde, gözümüzün önünde var edilen canlılardan bir tanesi bile yoktur ki, hayret verici sanatıyla, tatlı süsleriyle, benzerlerinden tamamen farklı olmasıyla, intizamıyla ve ölçülü yaratılışıyla Seni bildirmesin…

Kudretinin yeryüzünü dolduran, bitki ve hayvan denilen harikaları ve mucizeleri, onların maddeleri aynı olan, birbirine benzeyen sınırlı yumurta ve yumurtacıklardan, damlalardan, tohum ve tohumcuklardan, çekirdeklerden hatasız, mükemmel, süslenmiş bir şekilde, ayırt edici birer mühürle yaratılmaları, sonsuz hikmet sahibi Sâni’in varlığına, birliğine, hikmetine ve sınırsız kudretine öyle bir şahittir ki, bu şehadet, ışığın güneşi göstermesinden daha kuvvetli ve parlaktır.

Hem hava, su, ışık, ateş, toprak gibi unsurlardan hiçbiri yoktur ki, şuur sahibi olmadığı halde şuurluca mükemmel vazifeler görmesiyle; basit, intizamsız, her yere yayılan ve dağılan mahiyetine rağmen gayet muntazam türlü meyveleri ve mahsulleri gizli hazinesinden getirmesiyle, Senin birliğine ve varlığına şehadet etmesin…

Ey sonsuz kudretiyle her şeyi yaratan Fâtır! Ey her şeyi her

zerresiyle bilen, darlıktan kurtaran, hayır kapılarını en iyi

şekilde açan Fettah! Ey dilediğini dilediği gibi yaratma faa-

liyeti aralıksız devam eden Hallâk!

Yeryüzü nasıl ki içindeki her şeyle Hâlık’ının varlığının vücûbiyetine şahittir. Aynen öyle de, yüzündeki mührüyle, sakinlerinin yüzlerindeki damgalarla, birlik, beraberlik, birbiri içine girme, birbirine yardım etme gibi hususiyetleriyle ve Senin bunlara bakan rubûbiyetle alâkalı isimlerinin ve fiillerinin bir olması yönüyle –Ey Vahid-i Ehad, ey Hannân-ı Mennân, ey Vehhâb-ı Rezzak!– Senin birliğine ve ehadiyetine apaçık şekilde, belki varlıklar sayısınca şehadet eder.

Hem nasıl ki, yeryüzünün bir kışla, bir sergi, bir talim yeri vaziyeti

228