بِسْــــــمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
إِنَّ فِي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضِ وَاخْتِلَافِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَالْفُلْكِ الَّتِي تَجْرِي فِي الْبَحْرِ بِمَا يَنْفَعُ النَّاسَ وَمٓا أَنْزَلَ اللّٰهُ مِنَ السَّمٓاءِ مِنْ مٓاءٍ فَأَحْيَا بِهِ الْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ فِيهَا مِنْ كُلِّ دٓابَّةٍ وَتَصْرِيفِ الرِّيَاحِ وَالسَّحَابِ الْمُسَخَّرِ بَيْنَ السَّمٓاءِ وَالْأَرْضِ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ
Ya İlahi, Ya Rabbi!
Ben imanın gözüyle, Kur’an’ın talimi ve nuruyla, Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) dersiyle ve Senin Hakîm isminin işaretiyle şunu görüyorum:
Göklerde hiçbir hareket ve dönüş yoktur ki, intizamıyla Senin varlığına delil olmasın, işaret etmesin...
Hiçbir gökcismi yoktur ki, sessizliğiyle, gürültüsüz bir şekilde vazife görerek o boşlukta desteksiz durmasıyla Senin rubûbiyetine ve birliğine şahit olmasın…
Hiçbir yıldız yoktur ki, ölçülü yaratılışıyla, muntazam duruşuyla, nuranî tebessümüyle, diğer bütün yıldızlara benzemesinin ve onların emsali olmasının mührüyle Senin ulûhiyetinin ve birliğinin haşmetine işaret etmesin, şehadette bulunmasın…
Ve on iki küreden hiçbiri yoktur ki, hikmetli hareketiyle, itaat içinde emirlerine boyun eğmesiyle, düzenli vazifesiyle ve mühim uydularıyla Senin varlığının vücûbiyetine şahitlik ve ulûhiyet saltanatına işaret etmesin…
Dipnotlar
- “Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün sürelerinin değişmesinde, insanlara fayda sağlamak üzere denizlerde gemilerin süzülüşünde, Allah’ın gökten indirip kendisiyle ölmüş yeri canlandırdığı yağmurda ve yeryüzünde hayat verip yaydığı canlılarda, rüzgârların yönlerini değiştirip durmasında, gökle yer arasında emre hazır bulutların duruşunda, elbette aklını çalıştıran kimseler için Allah’ın varlığına ve birliğine nice deliller vardır.” (Bakara sûresi, 2/164)
- Zorunlu, vacip, varlığı kendinden olma.